<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haber2B Ulusal ve yerel Sürekli güncellenen internet haber sitesi, Güncel haberler, Son dakika, &#187; Mikail Hasbek</title>
	<atom:link href="http://www.haber2b.com/category/medya/kose-yazilari/mikailhasbek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haber2b.com</link>
	<description>HABER SİTESİ</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Nov 2011 09:02:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Vicdanın hava parası&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 14:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10144</guid>
		<description><![CDATA[“Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası Bir vicdanın, bilemem kaçtır hava parası “ diyen büyük şairin figanı, gönül gözümüzde yaş akıtıyor, kulaklarımızı biraz daha sağır ediyor bugünlerde. Cemiyet hayatı her geçen gün biraz daha basit motiflere kaçıyor, komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkilerimizin kalitesi gittikçe düşüyor. Paralarımızın ve yollarımızın bozuk olduğu fakat “ adamlarımızın sağlam” olduğu günlerimizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası</p>
<p>Bir vicdanın, bilemem  kaçtır hava parası “ diyen büyük şairin figanı, gönül gözümüzde yaş akıtıyor, kulaklarımızı biraz daha sağır ediyor bugünlerde. Cemiyet hayatı her geçen gün biraz daha basit motiflere kaçıyor, komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkilerimizin kalitesi gittikçe düşüyor.</p>
<p>Paralarımızın ve yollarımızın bozuk olduğu fakat “ adamlarımızın sağlam”  olduğu günlerimizde ;  vefa deyince  , kardeşlik deyince fedakarlık deyince yüreğinin bir tarafı depreşen Sivaslılardık biz.Yozgatlılardık.Erzurumlulardık.Anadolu’ nun her köşesinde “dağın yarasıymış derin dereler,bir yaralı yalnız beni sanırdım “ türküsünü bağrı yanık dinlerken ,birlikte nefes aldığımız insanlarla hemhal olmanın hazzını da ayrıca yaşardık doğrusu .Ancak şimdi sadece kendimiz için bireyin haz ve iştaha kilitlenmiş dünyasında daha çok tüketerek mutlu olmayı şiar edinmiş bir insan tipini alkışlıyoruz.Duble yollarımızda ,tramvaylarımız yoldan çıkmıyor, paralarımızda bozuk değil, yollarımızda. Ama insanlarımız ne kadar sağlam kaldı? Cevabı hüzünlü bir soru bu.</p>
<p>” Yüksek sadakat “ ismiyle bir şarkı yarışmasına katılıyoruz ülke olarak ama , bu ismin orjinalliği birazda nostaljik olunca mı yüreğimize hoş geliyor ! ariflere sözün tamamı söylenmiyor tabi.</p>
<p>Vicdanların hava parasının bu kadar düştüğü, insan olmanın değerinin azaltıldığı, şahsiyetli olmanın bedelinin çok küçük ücretler karşılığı satın alındığı  bu cemiyet atmosferinde seçime gitmenin ayrı zorluklarını iyice tarif edemiyoruz ama sadece hissediyoruz.</p>
<p>Toplumsal tansiyon bir iniyor bir çıkıyor.</p>
<p>Bir terör eylemi bakıyorsunuz bir kafa karışıklığı ile beraber hemen bir süreç inşa ediyor. Yarın hep tehlikelerle dolu.</p>
<p>Yüreği kirlenmemiş ama bir yönüyle her gün  zehir kabından su içmek zorunda bırakılmış insanlara hitap eden menfaat odakları ve uluslar arası aktörler “sözün tamamını” söylemeye çalışıyorlar. İnsanımızın elle tutulmayan hatta ele avuca gelmeyen , yok edilemeyen hissiyatını bitirdiğini, vicdanlarını satın aldığını düşünen ; “tek dişi kalmış canavarın” hesapları oldukça karışık. Onlara göre Veysel Karani, Battal, Kılıçarslan  bu coğrafyalarda hiç yaşamamış sanki. Mevlana sanal bir kişilik ! Yunus , shakespeare gibi yaşayıp yaşamadığı belli bile değil.Özellikle zalim bir bolu beyi varsa eğer Köroğlu tarafımızın ortaya çıktığını da unutmuş durumdalar.</p>
<p>Onlar böyle görüyor ama ,işin gerçeği ne durumda ?</p>
<p>Bu hain bakışların cesaret aldığı girdaplar yok değil maalesef.</p>
<p>En basitinden  ; insan erozyonu ,sadece geçim sıkıntısıyla boğuşan ezici çoğunluk üzerinde olsa bir teselli olabilir.Fakat bu haftaki İstanbul ziyaretimde gördüğüm, yarın milletvekili olması kesin hatta bakan olması muhtemel bir siyasetçi bile “başbakanımızın kara kaşı ,kara gözü  “ diyebiliyor sadece. Kendisinin kredisi çoktan tüketilmiş çünkü. Bitmiş hatta.Ne gariptir ki bu manzara Van’da aynı.Erzurum ‘da aynı.Sinop’ta aynı.Afyon’da aynı. Sivas’ da ne kadar farklı bunu göreceğiz ancak, şu bir gerçek ki ; her karış coğrafyamızda bir olgunlaşma ve vicdanlarımızın üstün değerlerle yeniden donatılma mecburiyeti bas bas bağırıyor.Özellikle okumuşlar göz göre göre ihanet ediyorlar.</p>
<p>Tayyip bey’de bir gün Menderes gibi, Özal gibi ,Polatkan gibi,Rauf Orbay gibi, namuslu kalmakla hatırlanan ve vicdanlarının ücreti olmayan  büyük şahsiyetler Said Nursi gibi, Cemil Meriç gibi Necip Fazıl gibi hatta Sabahattin Ali ,Nazım Hikmet gibi yüreklerimizde hep hatırlanacak ve tarihteki yerini alacak. Fakat bugün Tayyipler çoğalmazsa, sadece “ Tayyip”  diyerek oy toplamaya çalışan zümre yerine ; Amasya ‘da, Tokatta, Sivas’da ,  Hakkari’ de ,Kadıköy’de, Pendik’te , Eyüp’te , Başakşehir’de , “ bir Tayyip”  neşvünema bulmazsa , yarınlar hep tehlikelerle dolu olacak bizim için.</p>
<p>Çünkü artık sadece AK parti değil problem.</p>
<p>MHP hiç değil. Ülkücü hareket yüreklerimizde heyecan bayrağını katıksız dalgalandırsa da müsseseleşme yolunda çok mesafeler almak zorunda. CHP; daha bir çok Sav’dan Sevigen’den kurtulup erdemli insanların çatısı olacağı günü kovalamaya namzet ve  sabırla yaklaşmalı bu çizgiye.</p>
<p>İstikrar Türkiye için şart. Keşke birkaç alternatif olsaydı. Kalite yarışı yapılsaydı. Fakat kan akmaya devam ediyor. Bugün  İslam coğrafyasında ,insanların sırtından inmeyen diktatör kırbaçları bir ölüm makinasına dönüşmüş durumda.Çaresiz insanlar dualarında bir umut besliyorlar.</p>
<p>Bu umudun cevabı ise bu coğrafyada küllenmiş durumda. Bu vatan toprağında yarım porsiyon aydınlar yada ceyrek aydınlar, hatta okumuşlar da değil büyük beklenti. Umut ariflerde. Vicdanlarının asla hava parası olmayan gönül ehli insanlarımızda umut.Onlar “ kara karıncayı gece görenlerdir.”</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">56 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbimizi çalan Kasımpaşa&#8217;lı&#8230;.</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 13:58:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10007</guid>
		<description><![CDATA[“Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır. Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz. Gül dikende biter, diken gül olmaz.” diyerek selamladığı Sivas’tan yine bir başbakan geçti iz bırakarak. Bizde havaalanındaydık. Üşüdük başbakan gelene kadar. Bizimle beraber üşüyen ve bekleşen insanlar için bir Allah’ın kulu çıkıp mikrofona sıcak bir kelam edemedi ne yazık ki. Yüreği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>“Aldanma cahilin kuru lafına</p>
<p>Kültürsüz insanın kulu yalandır.</p>
<p>Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz.</p>
<p>Gül dikende biter, diken gül olmaz.”</p>
<p>diyerek selamladığı Sivas’tan yine bir başbakan geçti iz bırakarak.</p>
<p>Bizde havaalanındaydık. Üşüdük başbakan gelene kadar.</p>
<p>Bizimle beraber üşüyen ve bekleşen insanlar için bir Allah’ın kulu çıkıp mikrofona sıcak bir kelam edemedi ne yazık ki.</p>
<p>Yüreği birazcık olsun coşkulu, bekleşen insanları biraz ısıtacak ,  heyecanını halkla paylaşacak bir AK partili yönetici aradı gözlerimiz.  “Dili kelam tutan” bir şehre yakışmadı.</p>
<p>Başbakan gelene kadar ,katılımcıları,gelen misafirleri, genel atmosferi kokladık şöyle bir.</p>
<p>Binali Yıldırım’ın sadeliğini ,iyi bir insan olmanın verdiği şahsiyet  ahengini yakından görme fırsatı oldu.Asık surat Hayati Yazıcı ve  Karadeniz”li bakan Faruk Özak’ın idealist bir siyasetçi tipinden öte  işbilir bir işadamı görüntüsünün arkasından Tayyip beyin , neden  insanların kalbine bu kadar yakın bir başbakan oluşunu seyrettik  keyifle.</p>
<p>Mütevazi,cana yakın ,halkla arasındaki en keskin protokol kurallarını  bile , halka yakın yorumlayabilen bir devlet adamı fotoğrafını  sergiledi sayın başbakan. Aydınlık yüzünde öncelikle zahmet çekiyor  olmanın ağır yükü belirgindi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar halka yakın ve kendisini  hiçbir şekilde fildişi kulede hissetmeyen , bunu gösterirken de hiç  zorlanmayan başbakan modeli rahmetli Özal’la başlamıştı belki ama Tayyip  bey’le pekişti ve artık mesafe alıyor.</p>
<p>Tayyip bey , başbakan kimliği olmasa ,öncelikle “gidip kucaklamasam  olmayacak” dedirten, sevilecek, protokol gereği değil, çok tabi saygı  duyulacak bir adam.İyi birisi olduğu fikrini daha gözbebeklerindeki  aydınlıktan “Anadolu” bakışlarından yakalıyorsunuz.<br />
Kusuru; delikanlılığı ile başlıyor. O kulvarda ise bu kadim medeniyet<br />
coğrafyasında başa çıkılması gereken o kadar çok karmaşık işimiz var ki ;  iyi ki çıt kırıldım, salon beyefendisi bir başbakanımız yok da  hakkından geliyoruz ülke meselelerinin! diyesiniz geliyor.</p>
<p>Tayyip bey söze başladıktan biraz sonra ayrılmak zorunda kaldık.Yola  çıktığımızda yaklaşık meydanın onda biri bizimle birlikte araçlara  hareketlenmişti.Çoluk çocuk ,genç ihtiyar “küçük” mitingden ayrılırken  ,uçakların yazın bile doğru dürüst inemedikleri, rüzgardan dolayı  “relax” olamadıkları pistin hemen kenarında başbakana olan sevgileri ile  sağlıkları arasında bir seçim yapmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Başbakan proğramı üç beş dakika sarkar ama,2 saat sarkmaz.Ankara’dan  bakınca bu durum bellidir.Sivas’lı hangi işgüzar belirledi ise bu saati  bu hafta bu kadar insanın çalışma verimini düşürmeye ,bizi hasta etmeye  niyetlenmiş anlaşılan.Yada askerlik fıkrasındaki gibi olmuş vakıa.Albay  emir vermiş binbaşıya gece yarısı acil bir toplantı fikrinden hareketle ;  yarın saat 08:30 da alay içtiması alacağım ,ona göre diye.Binbaşı  yüzbaşıyı çağırmış,ve yarım saat kendi denetimi için saati öne alarak ,  08:00 da alay içtiması var, zinhar eksik istemem ona göre diye.Yüzbaşı  teğmeni karşısına almış yarın saat 07:30 da herkesi topla alay içtiması  var bizim bölükte eksik olmasın.Teğmen<br />
de başçavuşa bu emri saat 07.00 olarak aktarmış tabi. Başçavuş ise  bölüğün çavuşlarını güzel bir hizaya getirdikten sonra,içtimayı artan  ivmeyle öne almış ve saat 06.00 da herkes hazır olsun eksik istemem  dedikten sonra çavuşlar yatakhanelere dalmışlar ve bir ağızdan erlere  diklenmişler;”yarın alay içtiması var kimse uyumayacak, yatanın …….”</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">6 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivas&#8217;da özgür olmak !</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/10/25/sivasda-ozgur-olmak/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/10/25/sivasda-ozgur-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Oct 2010 14:35:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=9760</guid>
		<description><![CDATA[Bu şehirde çok edilgen bir yaşam biçimi , yada maddi imkansızlık nedeniyle çok sınırlı bir hareket alanı, yada biraz kalburüstü olmaktan kaynaklanan herkes gibi olamama , Sivas tarzıyla :” yolda özgürce çekirdek yiyememe “ sonucunu doğurabilir. Hatta lacivert elbise dahil bir başkan sıfatı sizi bir çok özgürlüğünüzden mahrum edebilir. Bir fabrika sahibi olmanın ,yürüyüşünüze verdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu şehirde çok edilgen bir yaşam biçimi , yada maddi imkansızlık<br />
nedeniyle çok sınırlı bir hareket alanı, yada biraz kalburüstü olmaktan<br />
kaynaklanan herkes gibi olamama , Sivas tarzıyla :” yolda özgürce<br />
çekirdek yiyememe “ sonucunu doğurabilir.</p>
<p>Hatta lacivert elbise dahil bir başkan sıfatı sizi bir çok özgürlüğünüzden mahrum edebilir.<br />
Bir fabrika sahibi olmanın ,yürüyüşünüze verdiği ağırlık yada ıssız<br />
bir sokaktan geçerken cebinizdeki paranın ağırlığı da ayrı bir<br />
hürriyetsizliktir tabi.Ama kendinizle barışık, yokluktan kaynaklanmayan<br />
bir asaletle ,bir lokmanın şükrünü yaşayabiliyorsanız bu durumlar<br />
özgürlük alanınızı çokça daraltmayan faktörlerdir. Çok<br />
güzel olmanın ,yakışıklı olmanın ,yada arkaya doğru iyi taranan saçlarınız ve<br />
kırmızı kıravatınızla temsil kabiliyeti taşımanın getirdiği hürriyetsizlikler<br />
bu yazının konusunun kısmen dışında kalıyor.<br />
Bu yazıda daha çok anlı şanlı tutsakları afişe etmek istedik.<br />
Korkularına tutsak olanları, heveslerine ,sevgilerine, nefretlerine, koltuklarına,paracıklarına , küçücük dünyalarına tutsakları işaret<br />
etmek istedik.Sivas’ın bu küçük adamlarını nereye baksak görmek mümkün oluyor artık.Sanki eskiden biraz daha teselli verici gibiydi. On tane lacivert elbiseliyi bir arada görseniz ,birinden ikisinden umudu kesmezdiniz.</p>
<p>Şimdi 40 tanesinin içinde üç tane bilemediniz yedi tane adam teselli etmiyor bu şehri.Çünkü tutsaklık,bir yaşam tarzı, adeta bir moda gibi sarıyor beyinleri ve yürekleri.<br />
Sivas’lı Kunta Kinte’lerden bahsetmediğimiz anlaşılmıştır,ama yine de üstüne basa basa söyleyelim:Sivas’da yaşayan kralcıklardan bahsediyoruz açık açık.Paralı tutsaklardan.Kravatlılardan . Anlı şanlı başkancık! lardan.Bulunduğu makamı,yada sivil toplum temsilciliğini sadece “durumu idare etmek” için işgal eden,şehrin potansiyelinin canına okuyan;bir faaliyet yaparım da risk alırım,koltuk da elden gider diye düşünmekten,kılını kıpırdatamayan “Çiftlik kahyası “görünüşlü halayık bakış açılı tiplerden söz ediyoruz.</p>
<p>Gerçek tutsaklar bunlar.</p>
<p>Tutsak kimlikler ve kişilikler.Elimizi uzatıp dokunabilsek , kolundan tutup gel kardeşim düşme kendi çukuruna diye.Uzanamayız.Dokunsak hatta elimiz yanabilir.</p>
<p>Çaresi yok belki de böyle bir problemin. Dünya kurulduktan bu tarafa bu esaret hep yaşandı , yaşanacak. Kendi ürettikleri korkuyla hayatlarını kurmaya çalışanlar en büyük tutsaklardır. Onlar kendi korkularının , sıkıntılarının mahkumudur. Bu korkularıyla yüzleşebilenler, kula kulluk ederek, iriliğine irilik katan ve cebine ekleyenlerin parasından ve cüsseciklerinden korkmayanlar ve haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmaktansa haksızlıkların önüne atılmaktan korkmayanlar ise giderek daha da özgürleşenlerdir.</p>
<p>Gerçekten çileli bir yol bu.Hatta doğru yerden gideyim derken “haklıyım hastalığına” yakalanmak bile mümkün.Yaptığınız haksızlıkta bile kendinizi haklı gibi görmeye de başlayabilirsiniz.</p>
<p>Farkına bile varmazsınız çoğunlukla.Kendinize birtakım sıfatlar biçmeye başlarsınız. Yeni kimlikler, yeni tanımlar alırsınız üzerinize .</p>
<p>Kendinizle ilgili yaptığınız her tarif , bir bakıma yeni bir vehim rizikosu<br />
da taşımaktadır. Hakikate olan yalın yaklaşımınız pürüzlü hale gelebilir.<br />
Yücelmek gibi bir hedefin yolcusu olmak sevdası sadece bedeninizi<br />
ileriye götürebilir.Yüreğiniz geride kalabilir ama.O zaman yüceldiğinizi<br />
zannedersiniz sadece.</p>
<p>Zor ama böylesi de kardeşim diye işin içinden çıkmak mümkün.<br />
Küçücük dünyalarımızda çok mutluyuz nasılsa! Ya da kendimizi<br />
öyle hissediyoruz. “Sivas’da özgürleşmek neyime” deyip, yaşamakta<br />
mümkün tutsak tutsak…</p>

<p class="sayac_bilgi">5 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/10/25/sivasda-ozgur-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivas Belediyesi emin ellerdedir.</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/10/12/sivas-belediyesi-emin-ellerdedir/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/10/12/sivas-belediyesi-emin-ellerdedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 12:17:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=9291</guid>
		<description><![CDATA[Belediye sözkonusu olduğu zaman eleştirinin dozunu ayarlayan bile yok artık. Ne bu düşmanlık ya da ne bu çekememezlik diyesi geliyor insanın. Sami bey bile başkan oldu son birkaç yılda meyvelerini vermeye, başka bir ifadeyle hizmetleri özükmeye başlamıştı. Doğan bey’e verilecek 1-2 yıl kredi bile yok anlaşılan. Oysa ki en çok eleştirmesi beklenen önceki Belediye Başkanımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belediye sözkonusu olduğu zaman eleştirinin dozunu ayarlayan bile yok artık.</p>
<p>Ne bu düşmanlık ya da ne bu çekememezlik diyesi geliyor insanın. Sami bey bile başkan oldu son birkaç yılda meyvelerini vermeye, başka bir ifadeyle hizmetleri özükmeye başlamıştı. Doğan bey’e verilecek 1-2 yıl kredi bile yok anlaşılan. Oysa ki en çok eleştirmesi beklenen önceki Belediye Başkanımız ; konuğumuz olduğu televizyon proğramında Aksu Projesi’ndeki küçük bir teknik husus haricinde hiçbir şey için ahım şahım bir eleştiri yada eyvah yandık bittik yaklaşımı seslendirmedi.Hatta bakalım , görelim, hizmet nasip işidir vs.. gibi kardeşlik vurgusuyla ; “her zaman bende yanlarında olacağım “ biçiminde bir söylem geliştirdi.</p>
<p>“ Bu memleket bizim “ diyen şairin dediği gibi bu şehir hepimizin. Bu Belediye</p>
<p>başkanı da öyle . Biz sahiplenmezsek, Edirne mi sahiplenecek. Urfa mı ? Böyle</p>
<p>düşmanca yaklaşımlar muhatabımızda usanç bile doğurabilir. Kardeşlik mesajı veremeyecek ,olgunlukla konuşamayacak insanların bugünlerde konuşmaması en doğrusu galiba.Ya hayır söyle ya sus misali.Bu insanlar bizim insanımız .</p>
<p>Çınargil’den Çimen’e, Avcı’sından, diğer tüm kademelerde çalışan bireyler dahil , Cemal bey’inden , Destebaşı’sına kadar hepsi bizim komşumuz. Arkadaşımız. Ya askerliği birlikte yaptık, yada birinin savdıcı olduk.Kirvesi olduk.Hiç tanımasak bile yıllarca bu şehirde bir kaderi paylaştık bu insanlarla. Neyi iyi yapıyorlarsa bizimde bir tuzumuz var o güzel işte.Neyi kötü yapıyorlarsa, bizimde bir ayıbımız var o negatiflik barındıran işin içinde. Herkes şapkasını çıkarıp şöyle bir önüne koysun,eğri oturup doğru konuşsun. Hiçbir hadise sosyal boşlukta gelişmez. Hayatın örgüsü ,o coğrafyada yaşayan insanların hayattan beklentileri ile doğru orantılı gelişir, büyür, mesafe alır.Taleplerimiz şehirli hale gelmedikçe , başkasının temel hak ve özgürlüğünün başladığı yerde kendi hak ve yükümlülüklerimizi sınırlandırmadıkça , anarşiyi önlemek mümkün değildir ve yönetenlerimiz de rahatça düşündükleri iyi işleri yapamazlar.</p>
<p>Nihayet bu insanlarda bizim taleplerimize göre kamu hizmetini şekillendirmekle eyleme dökmekle görevli insanlar.  Bu olayın bir yönü. Başka bir yönü ise şudur ;</p>
<p>“Aranızda her zaman iyiliği söyleyen bir topluluk olsun” diyor en güzel kelamların yazıldığı yerde. Kötülük o kadar fazla olur ki , herkes bir yerinden bulaşmıştır o kötülüğe . İşte o zamanlar birilerinin çıkıp, iyilik bayrağını yerden yukarda tutacak bir gayret içerisinde olması gerekir.</p>
<p>Bu şehir öncelikle bu olgunlukla övünebilir.Çünkü çöplükte gül yetişmez. Şahsiyetli olmanın ,yiğit olmanın,delikanlı olmanın timsali, iyilik bayrağını dalgalandıran bir güzel adamın şehriyiz biz.Muhsin beyin toprağıyız . O’nun emanetini taşıyoruz. O’nun yüreğindeki heyecan birlik davasıdır. Müslüman Türk insanının, yeniden maddi ve manevi yücelişi davasıdır.İslam düşüncesi yeniden bir medeniyet hamlesi olarak yükselecekse, batı hegemonyasına karşı bu şehirde yaşanan pratik ,uygulama, oluşacak motifler, bu bakışın zenginleştireceği toplumsal dinamikler, gelecek için bir sermaye oluşturacak, daha büyük hamlelerin alt yapısı olacaktır.Kimin yaptığı önemli değildir artık, bir fotoğraf karesi bırakılacak miras bile gelecek bir hamleye ışık tutabilir.Bereketlenebilir.</p>
<p>Bu estetiğe dikkat edilmelidir.Rahmet rüzgarı isteyenler kalplerini bir kez daha test etmelidir.Bu emanetin kırılıp dökülmesi bizi incitir.</p>
<p>İşte milyonları sokağa döken lider rahmetli Muhsin bey’in bu şehre bıraktığı manevi emanet budur. Bu şehrin genel başkanı, bu şehrin ağabeyi, bu şehrin sevgilisi giderayak başka bir emanet bırakmıştır ki bu isim pratiği ve teorisiyle Doğan ÜRGÜP ‘tür. Bizi yanıltacak bir hareketi olmadıkça, gözümüzün gördüğü bir yanlışı olmadıkça , bu şehir emin ellerdedir. Gönül gözü kapanmış olanlar için söylenecek bir söz yoktur.</p>
<p>Böylece bilinmelidir bu gerçek. Eğilip bükülmeden doğruca hazmedilmelidir. Bu şehirde yaşayan her yüreğin, her Sivaslı’nın ,Muhsin bey’in arkasından “helal olsun” demiş ve bunun sorumluluğunu duyan çileli insanlarımızın ,şaşırmadan yanılmadan bu gerçeğin arkasında olması gerekir.</p>
<p>Yiğitçe, delikanlıca&#8230;</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Belediye sözkonusu olduğu zaman eleştirinin dozunu ayarlayan bile yok artık.<br />
Ne bu düşmanlık ya da ne bu çekememezlik diyesi geliyor insanın. Sami bey bile<br />
başkan oldu son birkaç yılda meyvelerini vermeye, başka bir ifadeyle hizmetleri<br />
gözükmeye başlamıştı. Doğan bey’e verilecek 1-2 yıl kredi bile yok anlaşılan. Oysa<br />
ki en çok eleştirmesi beklenen önceki Belediye Başkanımız ; konuğumuz olduğu<br />
televizyon proğramında Aksu Projesi’ndeki küçük bir teknik husus haricinde hiçbir şey<br />
için ahım şahım bir eleştiri yada eyvah yandık bittik yaklaşımı seslendirmedi.Hatta<br />
bakalım , görelim, hizmet nasip işidir vs.. gibi kardeşlik vurgusuyla ; “her zaman bende<br />
yanlarında olacağım “ biçiminde bir söylem geliştirdi.<br />
“ Bu memleket bizim “ diyen şairin dediği gibi bu şehir hepimizin. Bu Belediye<br />
başkanı da öyle . Biz sahiplenmezsek, Edirne mi sahiplenecek. Urfa mı ? Böyle<br />
düşmanca yaklaşımlar muhatabımızda usanç bile doğurabilir. Kardeşlik mesajı<br />
veremeyecek ,olgunlukla konuşamayacak insanların bugünlerde konuşmaması<br />
en doğrusu galiba.Ya hayır söyle ya sus misali.Bu insanlar bizim insanımız .<br />
Çınargil’den Çimen’e, Avcı’sından, diğer tüm kademelerde çalışan bireyler dahil ,<br />
Cemal bey’inden , Destebaşı’sına kadar hepsi bizim komşumuz.Arkadaşımız.Ya<br />
askerliği birlikte yaptık, yada birinin savdıcı olduk.Kirvesi olduk.Hiç tanımasak bile<br />
yıllarca bu şehirde bir kaderi paylaştık bu insanlarla.Neyi iyi yapıyorlarsa bizimde<br />
bir tuzumuz var o güzel işte.Neyi kötü yapıyorlarsa, bizimde bir ayıbımız var o<br />
negatiflik barındıran işin içinde.Herkes şapkasını çıkarıp şöyle bir önüne koysun,eğri<br />
oturup doğru konuşsun. Hiçbir hadise sosyal boşlukta gelişmez. Hayatın örgüsü ,o<br />
coğrafyada yaşayan insanların hayattan beklentileri ile doğru orantılı gelişir,<br />
büyür, mesafe alır.Taleplerimiz şehirli hale gelmedikçe , başkasının temel hak ve<br />
özgürlüğünün başladığı yerde kendi hak ve yükümlülüklerimizi sınırlandırmadıkça ,<br />
anarşiyi önlemek mümkün değildir ve yönetenlerimiz de rahatça düşündükleri iyi<br />
işleri yapamazlar.Nihayet bu insanlarda bizim taleplerimize göre kamu hizmetini<br />
şekillendirmekle eyleme dökmekle görevli insanlar. Bu olayın bir yönü. Başka bir yönü<br />
ise şudur ;<br />
“Aranızda her zaman iyiliği söyleyen bir topluluk olsun” diyor en güzel<br />
kelamların yazıldığı yerde. Kötülük o kadar fazla olur ki , herkes bir yerinden<br />
bulaşmıştır o kötülüğe . İşte o zamanlar birilerinin çıkıp, iyilik bayrağını yerden<br />
yukarda tutacak bir gayret içerisinde olması gerekir.<br />
Bu şehir öncelikle bu olgunlukla övünebilir.Çünkü çöplükte gül<br />
yetişmez.Şahsiyetli olmanın ,yiğit olmanın,delikanlı olmanın timsali, iyilik bayrağını<br />
dalgalandıran bir güzel adamın şehriyiz biz.Muhsin beyin toprağıyız . O’nun<br />
emanetini taşıyoruz. O’nun yüreğindeki heyecan birlik davasıdır. Müslüman Türk<br />
insanının, yeniden maddi ve manevi yücelişi davasıdır.İslam düşüncesi yeniden<br />
bir medeniyet hamlesi olarak yükselecekse, batı hegemonyasına karşı bu şehirde<br />
yaşanan pratik ,uygulama, oluşacak motifler, bu bakışın zenginleştireceği toplumsal<br />
dinamikler, gelecek için bir sermaye oluşturacak, daha büyük hamlelerin alt<br />
yapısı olacaktır.Kimin yaptığı önemli değildir artık, bir fotoğraf karesi bırakılacak<br />
miras bile gelecek bir hamleye ışık tutabilir.Bereketlenebilir.Bu estetiğe dikkat</p>
<p>edilmelidir.Rahmet rüzgarı isteyenler kalplerini bir kez daha test etmelidir.Bu<br />
emanetin kırılıp dökülmesi bizi incitir.<br />
İşte milyonları sokağa döken lider rahmetli Muhsin bey’in bu şehre bıraktığı<br />
manevi emanet budur. Bu şehrin genel başkanı, bu şehrin ağabeyi, bu şehrin sevgilisi<br />
giderayak başka bir emanet bırakmıştır ki bu isim pratiği ve teorisiyle Doğan ÜRGÜP ‘<br />
tür. Bizi yanıltacak bir hareketi olmadıkça, gözümüzün gördüğü bir yanlışı olmadıkça ,<br />
bu şehir emin ellerdedir. Gönül gözü kapanmış olanlar için söylenecek bir söz yoktur.<br />
Böylece bilinmelidir bu gerçek. Eğilip bükülmeden doğruca hazmedilmelidir. Bu<br />
şehirde yaşayan her yüreğin, her Sivaslı’nın ,Muhsin bey’in arkasından “helal olsun”<br />
demiş ve bunun sorumluluğunu duyan çileli insanlarımızın ,şaşırmadan yanılmadan<br />
bu gerçeğin arkasında olması gerekir.Yiğitçe, delikanlıca.Belediye sözkonusu olduğu zaman eleştirinin dozunu ayarlayan bile yok artık.<br />
Ne bu düşmanlık ya da ne bu çekememezlik diyesi geliyor insanın. Sami bey bile<br />
başkan oldu son birkaç yılda meyvelerini vermeye, başka bir ifadeyle hizmetleri<br />
gözükmeye başlamıştı. Doğan bey’e verilecek 1-2 yıl kredi bile yok anlaşılan. Oysa<br />
ki en çok eleştirmesi beklenen önceki Belediye Başkanımız ; konuğumuz olduğu<br />
televizyon proğramında Aksu Projesi’ndeki küçük bir teknik husus haricinde hiçbir şey<br />
için ahım şahım bir eleştiri yada eyvah yandık bittik yaklaşımı seslendirmedi.Hatta<br />
bakalım , görelim, hizmet nasip işidir vs.. gibi kardeşlik vurgusuyla ; “her zaman bende<br />
yanlarında olacağım “ biçiminde bir söylem geliştirdi.<br />
“ Bu memleket bizim “ diyen şairin dediği gibi bu şehir hepimizin. Bu Belediye<br />
başkanı da öyle . Biz sahiplenmezsek, Edirne mi sahiplenecek. Urfa mı ? Böyle<br />
düşmanca yaklaşımlar muhatabımızda usanç bile doğurabilir. Kardeşlik mesajı<br />
veremeyecek ,olgunlukla konuşamayacak insanların bugünlerde konuşmaması<br />
en doğrusu galiba.Ya hayır söyle ya sus misali.Bu insanlar bizim insanımız .<br />
Çınargil’den Çimen’e, Avcı’sından, diğer tüm kademelerde çalışan bireyler dahil ,<br />
Cemal bey’inden , Destebaşı’sına kadar hepsi bizim komşumuz.Arkadaşımız.Ya<br />
askerliği birlikte yaptık, yada birinin savdıcı olduk.Kirvesi olduk.Hiç tanımasak bile<br />
yıllarca bu şehirde bir kaderi paylaştık bu insanlarla.Neyi iyi yapıyorlarsa bizimde<br />
bir tuzumuz var o güzel işte.Neyi kötü yapıyorlarsa, bizimde bir ayıbımız var o<br />
negatiflik barındıran işin içinde.Herkes şapkasını çıkarıp şöyle bir önüne koysun,eğri<br />
oturup doğru konuşsun. Hiçbir hadise sosyal boşlukta gelişmez. Hayatın örgüsü ,o<br />
coğrafyada yaşayan insanların hayattan beklentileri ile doğru orantılı gelişir,<br />
büyür, mesafe alır.Taleplerimiz şehirli hale gelmedikçe , başkasının temel hak ve<br />
özgürlüğünün başladığı yerde kendi hak ve yükümlülüklerimizi sınırlandırmadıkça ,<br />
anarşiyi önlemek mümkün değildir ve yönetenlerimiz de rahatça düşündükleri iyi<br />
işleri yapamazlar.Nihayet bu insanlarda bizim taleplerimize göre kamu hizmetini<br />
şekillendirmekle eyleme dökmekle görevli insanlar. Bu olayın bir yönü. Başka bir yönü<br />
ise şudur ;<br />
“Aranızda her zaman iyiliği söyleyen bir topluluk olsun” diyor en güzel<br />
kelamların yazıldığı yerde. Kötülük o kadar fazla olur ki , herkes bir yerinden<br />
bulaşmıştır o kötülüğe . İşte o zamanlar birilerinin çıkıp, iyilik bayrağını yerden<br />
yukarda tutacak bir gayret içerisinde olması gerekir.<br />
Bu şehir öncelikle bu olgunlukla övünebilir.Çünkü çöplükte gül<br />
yetişmez.Şahsiyetli olmanın ,yiğit olmanın,delikanlı olmanın timsali, iyilik bayrağını<br />
dalgalandıran bir güzel adamın şehriyiz biz.Muhsin beyin toprağıyız . O’nun<br />
emanetini taşıyoruz. O’nun yüreğindeki heyecan birlik davasıdır. Müslüman Türk<br />
insanının, yeniden maddi ve manevi yücelişi davasıdır.İslam düşüncesi yeniden<br />
bir medeniyet hamlesi olarak yükselecekse, batı hegemonyasına karşı bu şehirde<br />
yaşanan pratik ,uygulama, oluşacak motifler, bu bakışın zenginleştireceği toplumsal<br />
dinamikler, gelecek için bir sermaye oluşturacak, daha büyük hamlelerin alt<br />
yapısı olacaktır.Kimin yaptığı önemli değildir artık, bir fotoğraf karesi bırakılacak<br />
miras bile gelecek bir hamleye ışık tutabilir.Bereketlenebilir.Bu estetiğe dikkat</p>
<p>edilmelidir.Rahmet rüzgarı isteyenler kalplerini bir kez daha test etmelidir.Bu<br />
emanetin kırılıp dökülmesi bizi incitir.<br />
İşte milyonları sokağa döken lider rahmetli Muhsin bey’in bu şehre bıraktığı<br />
manevi emanet budur. Bu şehrin genel başkanı, bu şehrin ağabeyi, bu şehrin sevgilisi<br />
giderayak başka bir emanet bırakmıştır ki bu isim pratiği ve teorisiyle Doğan ÜRGÜP ‘<br />
tür. Bizi yanıltacak bir hareketi olmadıkça, gözümüzün gördüğü bir yanlışı olmadıkça ,<br />
bu şehir emin ellerdedir. Gönül gözü kapanmış olanlar için söylenecek bir söz yoktur.<br />
Böylece bilinmelidir bu gerçek. Eğilip bükülmeden doğruca hazmedilmelidir. Bu<br />
şehirde yaşayan her yüreğin, her Sivaslı’nın ,Muhsin bey’in arkasından “helal olsun”<br />
demiş ve bunun sorumluluğunu duyan çileli insanlarımızın ,şaşırmadan yanılmadan<br />
bu gerçeğin arkasında olması gerekir.Yiğitçe, delikanlıca.</p></div>

<p class="sayac_bilgi">4 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/10/12/sivas-belediyesi-emin-ellerdedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diriler EVET diyecek.</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/08/22/diriler-evet-diyecek/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/08/22/diriler-evet-diyecek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 12:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=4473</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül ihtilali sırasında çocuk yaşlarımda dinledim Kenan Paşa ‘yı. Eşyanın tabiatına uygun olarak, her ihtilalin kendi evlatlarını yediğini de 40 lı yaşlarımda görmüş olacağım. Kısmet olursa önümüzdeki 12 Eylül’de. Bu hikayenin ne başı ne de sonu çok orijinal ! Mussolini’den Hitler’e ,Stalin’e kadar tüm insanlık olarak lanet okuduğumuz diktatörlerin İttihat ve Terakki’den bu yana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül ihtilali sırasında çocuk yaşlarımda dinledim Kenan Paşa ‘yı. Eşyanın tabiatına uygun olarak, her ihtilalin kendi evlatlarını yediğini de 40 lı yaşlarımda görmüş olacağım. Kısmet olursa önümüzdeki 12 Eylül’de.</p>
<p>Bu hikayenin ne başı ne de sonu çok orijinal ! Mussolini’den Hitler’e ,Stalin’e kadar tüm insanlık olarak lanet okuduğumuz diktatörlerin İttihat ve Terakki’den bu yana  içimizde olduğunu kabule yanaşmış olacağız o kadar  !</p>
<p>Başka bir ifadeyle sağlıklı bünye, bir gıda zehirlenmesini nasıl giderecekse o şekilde kusmuş ve rahatlamış olacak. 12 Eylül Anayasası’na nasıl evet dediği ile yüzleşmiş olacak. İstikbale ilişkin planlarımız artık darbe arkasına gizlenemeyecek !</p>
<p>Aksi takdirde bir dönem Dersaadet’e doğru işgal ordusundan farkı hissedilmeyecek biçimde giren Hareket Ordusu’nun başlattığı gelenek,  bozulmadan devam edip gidecek. Balyoz ‘la, Kafes’le, Ergenekon’la isim değiştirmek suretiyle yaşamaya devam edecekler.</p>
<p>İnternet ortamında ; Yeşil, kod adlı Mahmut Yıldırım’ın kimlik kartında “psikolojik savaş uzmanı “ yazdığını gördüğümde irkilmiştim.Meğer yeşil, kırmızı,mavi, parlament mavi! tüm renkler, toplum mühendisliği adına yıllarca bizi  ayakta uyutmuşlardı yeni yeni farkına varıyorduk!</p>
<p>Referandumda cepheleşen taraflara bakınca ; yaşadığımız hayatın  akışının ,işini iyi bilen birileri tarafından tayin edildiğini , görmek, hissetmek yaşamak bile fazla bir şey fark ettirmiyor bazıları için hayret ! Bazıları –artık- kaosa el kaldırmamaya  yeminli herhalde ! Bu topraklarda çok çileli bir hayat var gerçekten.Hayatı ve kainatı ezeli ve ebedi hakikatlere göre  tarif etmeye uğraşan bir kısım elitlerin “yaşayan ölüler “haline gelişine tanık olduk zamanla.Bazıları ,ucuz meşruiyetler üretip  küçük sus payları ile kenara çekilirken, bir kısım zevat ise, kurtuluş savaşının isimsiz kahramanları olan Hüseyin Avni Ulaş gibi  Mehmet Akif gibi, sadece üzerindeki ceketle kalıveren kişiler oldular dünya macerasında.Dürüst kalmakta ısrar eden, ,sus payı alıp kenara çekilmeyen yürekli savaşçıların ağıtlarını toplum olarak bağrımıza taş bağlayarak unutmaya ,gelecek için ümit besleyerek teselli bulmaya çalıştık.</p>
<p>Yaşayan ölülerden başka ; “diri kalanlar” için bu hikaye , her yürekte müthiş bir çile barındırıyor. Gençliği, hevesleri ve umutlarıyla ezilmiş gönüllerin ağıtları dağlıyor yüreklerimizi. Şehit annelerinin feryatlarını  dinlediğimiz bu günlerde , yılların birikmiş acıları, korkuları,endişeleri,sitemleri en az onlar kadar ibret dolu ve hüzünlü…Ananın yavruya, yavrunun anaya,kardeşin kardeşe bağlanışını zehirleyen bu cemiyet hayatı, yarının umudu olan bireyin canına okumaya devam ediyor.İnsan yetiştirme düzenimiz öyle bir formatlanmış ki , sınırları zorlayan ve “defo”lu hale gelen birey, sistem harici disiplinize olamıyor ve başarmakta kendine takılmak gibi zorlu bir engele takılıp kalıyor.Çünkü öz yurdunda garip ve cami avlusunda bulunmuş gibi güvensiz , sahipsizliğe gömülmüş bir şahsiyet yapısı rahat bırakmıyor ki başarsın!</p>
<p>Nasıl takılmasın ki ? Elle tutulup gözle görülmeyen sosyal problemler yedi başlı canavar gibi ensesinde. İşyerinde doğru çalışsa , caddeye çıksa, düğüne gitse, göreceklerine , yaşayacaklarına , yüreği küskün.Evinde çocuklarıyla kalsa ekranda her saniye kötülük fışkırıyor.Kirli insan ilişkileri  , şeytanca senaryolar evlerin masumiyetinin üzerine kabus gibi çöküyor.Büyük savaşın bombardımanı öyle etkili ki, merdivenlerden inip sığınak bulmak, emin bir konum yakalamak maddi olarak imkansız.”Firavun sarayındaki çocuk”, formulü tersine işliyor çünkü.Bu konu çok uzun…</p>
<p>12 Eylül halkoylaması “ucuz” gerekçelerin tartışıldığı bir gün değil.</p>
<p>Olamaz. Çünkü ; Evet , artık ortak kaderimizle ilgili.Medeniyet havzamızda ,iyilik besleyen beşiklerin doğru sallanmasıyla alakalı.</p>
<p>Ne Tayyip beyin ,ne de Kılıçdaroğlu’nun  soyu sopuyla, yada hesaplarıyla,Bahçelinin meydanlara attığı iple bile fazla uğraşmadan ;diri kaldığımız kadar gür bir sese ihtiyacımız var toplum olarak.Gözyaşlarını daha çok içine atan bir neslin haykırışı belki de.Yeni bir anayasa, yeni bir toplumsal sözleşme,yaşadığımız hayatın  gerçekliğine  yeni bir yolculuk . Referandumda evet : bir istikamet bulma uğraşı olacak bu coğrafyada yaşayanlar için.Özgür bireye doğru yol  alacağımız yeni anayasa ile ,ucuz siyasetin bile modası geçmiş olacak.Mesela siyasetçiyi kıyasıya eleştireceğiz.Hiçbir kutsallık karıştırmadan.Öyle ki , yeni kadroların kalite yarışına sahne olacak   her seçim  . Kaset skandalları ile lider değiştiren , derinliksiz ve ucuz bir sosyal demokrasi ,hürriyetçi bir ortamda zenginleşecek belki de.Dine saygılı bir laiklik anlayışı ile  olgunlaşan bir sosyal demokrasi,özgürlükçü bir anayasa ile yeniden ayağa kalkabilir ve kendisini muhafazakar ve mukaddesatçı olarak tanımlayan kadrolar için çok iyi bir denetim mekanizması  hatta reel bir iktidar alternatifi olarak boy gösterebilir.</p>
<p>Merkez sağda ise kim kimin elini öptü? Kim kimin  ihalesini yönlendiriyor da iktidarda kalınıyor tartışmalarına da bir son verilecek artık. Kitle partisi olarak mevcut  iyilerin, kötülerden bir azaldığında eskiyecek ve tedavülden kalkacak olan AK partinin , hiçbir ferdi , kendi seçmeni bazında bile  pozitif ayırımcılıktan –bizim partinin adamı kötü olmaz gibi &#8211; nasiplenemeyecek.Kalite ,çalışkanlık,samimiyet ve dürüstlük objektif kriterler olarak kabul edilecek.</p>
<p>Bu ülkenin geleceğinde , belki daha AK kadroların ;  kalite yarışının , başlama vuruşu olacak 12 Eylül ‘deki “ evet’ler .</p>

<p class="sayac_bilgi">3 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/08/22/diriler-evet-diyecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 TEMMUZ’DA “SİVAS’DAN ÖTEYE “</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/06/23/2-temmuz%e2%80%99da-%e2%80%9csivas%e2%80%99dan-oteye-%e2%80%9c/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/06/23/2-temmuz%e2%80%99da-%e2%80%9csivas%e2%80%99dan-oteye-%e2%80%9c/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 21:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/2010/06/23/2-temmuz%e2%80%99da-%e2%80%9csivas%e2%80%99dan-oteye-%e2%80%9c/</guid>
		<description><![CDATA[Neden hala Tunceli Barosu Sivas Barosu arasında bir gidip gelme olmadı, neden hala Sivas Ticaret Odası Hakkari Ticaret Odası ile ortak bir organizasyon yapmadı, neden hala Sivas’da bir okul ile Van şehrindeki bir okul arasında kardeş okul diyaloğu kurulamadı, neden hala Sivas Berberler odası ile Diyarbakır Berberler Odası arasında bir saç model yarışması yapılmadı, neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Neden hala Tunceli Barosu Sivas Barosu arasında bir gidip gelme olmadı, neden hala Sivas Ticaret Odası Hakkari Ticaret Odası ile ortak bir organizasyon yapmadı, neden hala Sivas’da bir okul ile Van şehrindeki bir okul arasında  kardeş okul diyaloğu kurulamadı, neden hala Sivas Berberler odası ile Diyarbakır Berberler Odası arasında  bir saç model yarışması yapılmadı, neden hala bir sivil toplum örgütü, Adil Cevaz’da bir caddeye “Sivas Caddesi “ismini vermedi ,neden hala Sivas’da bir Şivan Perver konseri yapılamaz ! derken ; kardeşliği pekiştirme projesi olarak tarif edilen Türkiye’nin açılım yolculuğu, aynen 29 Ekimler gibi, aynen 23 Nisanlar gibi devlet porotokolünün ağzında ve mikrofonlarda kaldı.Yaşanan son olaylar ise kamuoyunda adeta bunu tescil ediyor.Oysa ki açılım tüm kalplerde bir rüzgar estirmeli değilmiydi? Tüm evlerin, divanların baş köşesinde konuşulup, sofradaki katıklara ,yüreklerde muhabbetlere katılmalı değilmiydi?</p>
<p>Ama ne yazık ki nötr bile olmuyor artık.Ok yaydan çıktı birkere.Çünkü kılıç hedefini kesmez ise dönüp sahip olduğu eli sakatlıyor.İşte bugünün Türkiye fotoğrafında açılım rüzgarı maalesef hayırlı haberler getirmiyor.Şehitlerimize ağladık bu hafta.</p>
<p>Hakkari Şehitleri gözyaşlarına boğdu memleket coğrafyasını. Ağladık yine hep beraber.İntikam yeminleri ettik hatta.Devletin zirvesiyle şehit verdiğimiz siperler ekranlarda boy gösterdi.Hayatın  ne kadar zor yaşandığı bir coğrafyanın ipuçlarını verdi bu kareler.Çaresizlik vardı,hüzün vardı,acı vardı geçtiğimiz günlerde.Geleceğe umutlar  beslemeyi  ihmal etmeyen, tüm fakirliğimiz ve sıkıntılarımıza  rağmen , yaşama sevinci  batıya taş çıkartan bir millet olarak belki melankoli bir tavır içerisinde çırpındık ! Anlık umutsuzluklarımız,  yüreğimizin haykırışları ile mağlup oldu. Çünkü bu topraklar çileye alışkın, şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş, nasırlı ellerin, diri gönüllerin,yunusların, memlekete,helal rızka, adanmışlığa  sevdalı yiğit insanların yaşadığı yer olarak yenilmeyi öğrenmeyecek kadar,  umutsuzluğu  hayat tarzı yapamayacak kadar azimliydi.</p>
<p>Bir başka  sıkıntımız ise Yargı’da yaşanan kaosun artık bütün çıplaklığı ile ortaya çıkması oldu. Hakkari şehitleri ile aynı güne denk gelmesi  gerçekten düşündürücü idi. Darbeci zihniyetin ve baştan aşağı  bilfiil eylemci  kişilerin tutuklu olduğu mahkeme dosyalarında tahliyeler yaşanması son derece çarpıcı ve enteresandı. Acaba terör örgütü yada Ergenekon örgütü böyle bir kamuoyu oluşturma yolunda bu eylemi planladı mı diye sormadan edemiyoruz.</p>
<p>Türkiye hukukun üstünlüğü hedefini terk etti denebilir artık.</p>
<p>Bu ülke  olağanüstü  kritik günlerden geçiyor.  Yargı kurumu neredeyse siyasi aktörlerin papucunu dama attı. Teneffüs ettiğimiz havayı etkiliyor .Ülke, siyasi ve ekonomik cephesiyle , kendi konjonktüründe yargının görevinin çok ötesinde mevzilenmesini birilerince haklı kılan !  bir fiili durum üretirken , bunun yarattığı negatif  etkenlerden dolayı da kıyasıya kendini sorguluyor “nerede hata yaptık?” yapıyoruz ? “sorularının da cevabını arıyor .Bu keşmekeş içerisinde cevaplanamayan sorular bütün dehşetiyle geleceğimizi tehdit ediyor ; Yargı kurumunun yaptıkları “bir istiklal mahkemesi yorumu “ gibi , hastalık olarak kabul edilmiyorsa bir ihtilal ortamı yaşadığımız kabul edilmelidir.Bir çok insanımıza göre ise gariptir ki ; asayiş berkemal ! Adı hukuken değilse bile ! fiilen konulmuş bu dönemde neler mi kaybediyoruz?</p>
<p>İhtilal dönemlerini yaşayan insanlar olarak ömrümüz geçerken anladık ki demokrasimiz yaralanmıyor sadece.En basitinden ara  dönem denilen bu müdahalelerle ülke sanki bir sara nöbeti yaşıyor.Sağlıklı bir insan nasıl her sıfırın önündeki 1 rakamı gibiyse ,zihin sağlığı bozulmuş bir toplumda ne yapsanız sıfırlar çoğalsa bile önde bir olmayınca hiçbir  şeyin anlamı kalmıyor.Çocuklarımızın geleceği çalınıyor.Ekonomiden çalınıyor.Kendimize olan saygımızdan çalınıyor. Kültürümüz, siyasetimiz hep felç oluyor. Hamalın yediği yarım ekmekten biraz eksildiği gibi, üniversitede bilimle meşgul olacak bireyin ihtiyacı olan düşünce zenginliği eksiliyor. Siyasetçinin dürüst kalma ısrarı eksiliyor.Tüccarın bereket duası eksiliyor.Kötü para ,iyi parayı istila ediyor,üretimin cazibesi eksilince, piyasa rant ekonomisine bel bağlıyor ve  alınterinin gücünü tüketiyor.Bu kadar çok eksilen varken hep kötü grafiklerin ivmesi öyle bir artıyor ki ülkenin vucüt kimyası bozuluyor.Gönüllerimizdeki küskünlük ,birbirimize olan sevgimizi alıp götürürken ,sokaklarda hep kavga eden insanların fotoğrafı bunaltıyor bizi, ve usanıyoruz artık.”Bizden adam olmaz”deyip kestirip atarken neleri feda ettiğimizin çoğu kere farkında bile değiliz.Bu ülke Ergenekon’a da,PKK’ya da ,Balyozculara da, Kafesçilere de ” içimizdeki İrlandalılara’da “ papuç bırakmayacak kadar “kadim devlet” geleneğine sahiptir.Umutsuzluğa yer yoktur.</p>
<p>Kendilerine kurtarıcı arayan herkes sadece efendiler edinir.Bu kural ezelden beri şaşmamıştır.Bu sebeple hiçbir fert,hiçbir Sivaslı,hiçbir Türkiyeli ülke problemi karşısında seyirci kalamaz.Herkes yüreği yettiğince,bileğiyle,beyniyle sahaya inmek zorundadır.Başkasından medet ummak sonuçta hüsran olur.Şehitler için ağlamak istemiyorsak,açılım için konulması gereken her tuğlanın ,her sivil iletişimin, teröriste atılmış bir kurşun olduğunu,yada onu eve döndürecek bir zeytin dalı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.Sivaslılar ; işte 2 Temmuzun yıldönümünde tüm Türkiye’ye ve tüm dünyaya bir kardeşlik mesajı vermeye varmısınız?</p>
<p>Meslek odaları,sivil örgütler,sendikalar,okul aile birlikleri, dernekler, vakıflar haydi Bitlis’e,Diyarbakır’a ,Ağrı’ya,Hakkari’ye, Şemdinli’ye gitmeye varmısınız ?  Aşık Veysel’in toprağından ”Sivas’dan öteye “ geçmeye varmısınız !</p>

<p class="sayac_bilgi">2 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/06/23/2-temmuz%e2%80%99da-%e2%80%9csivas%e2%80%99dan-oteye-%e2%80%9c/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osman Yıldırım gerçeği&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/24/osman-yildirim-gercegi/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/24/osman-yildirim-gercegi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 15:09:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=1019</guid>
		<description><![CDATA[OSMAN YILDIRIM GERÇEĞİ 3 yıl kadar önce Haziran 2007 tarihli “Silbaştan “başlıklı yazımızda aşağıdaki satırları kaleme aldık, bir vesile hatırlatalım diye zikretmek istiyoruz; “İsterdik ki  şehrimizin de  aklı başında, sadece kavgadan öne çıkmayan, sansasyon yaratmaktan nasiplenmeyen A sınıfı milletvekilleri olsun. Sadece diklenen değil, şehrin ihtiyaçları adına dik duran , yatırım adına heyecan üreten , bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: medium;">OSMAN YILDIRIM GERÇEĞİ</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">3 yıl kadar önce </span><span style="font-size: medium;">Haziran 2007 tarihli </span><span style="font-size: medium;">“</span><span style="font-size: medium;">Silbaştan</span><span style="font-size: medium;"> “başlıklı </span><span style="font-size: medium;">yazımızda </span><span style="font-size: medium;">aşağıdaki satırları kaleme aldık, bir vesile hatırlatalım diye zikretmek istiyoruz;</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">“</span><span style="font-size: medium;">İsterdik </span><span style="font-size: medium;">ki  şehrimizin</span><span style="font-size: medium;"> de  aklı başında, sadece kavgadan öne çıkmayan,</span> <span style="font-size: medium;">sansasyon yaratmaktan nasiplenmeyen A sınıfı milletvekil</span><span style="font-size: medium;">leri olsun.</span> <span style="font-size: medium;">Sadece diklenen değil</span><span style="font-size: medium;">, şehrin ihtiyaçları adına dik </span><span style="font-size: medium;">duran ,</span><span style="font-size: medium;"> yatırım</span><span style="font-size: medium;"> adına heyecan üreten , </span><span style="font-size: medium;">bu uğurda meclisi birbirine katan, hakkıyla vekillik yaptıktan sonra ise </span><span style="font-size: medium;">seçim zamanı geldiğinde </span><span style="font-size: medium;">koskoca bir şehrin </span><span style="font-size: medium;">“ </span><span style="font-size: medium;">sensiz olmaz </span><span style="font-size: medium;">“ diye tabi şekilde haykıracağı siyaset adamlarımız olsaydı  ne iyi olurdu ama</span> <span style="font-size: medium;">,</span> <span style="font-size: medium;">sanki bu şehir mi üretemiyor bu insanları diye sormadan edemiyoruz.</span><span style="font-size: medium;">”</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">3 yıl sonra, “batı cephesinde değişen bir şey yok” gerçekten.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Seçim zamanı “sensiz olmaz” diye bas </span><span style="font-size: medium;">bas</span><span style="font-size: medium;"> bağıracağımız, iştiyakla, sevgiyle işaret edeceğimiz kimse (</span><span style="font-size: medium;">cikler</span><span style="font-size: medium;">)  var da ben mi göremiyorum hayıflanması bana </span><span style="font-size: medium;">kalıyor !</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Bir de Osman Yıldırım gerçeği </span><span style="font-size: medium;">var.Ne</span><span style="font-size: medium;"> kadar eleştiri alırsa alsın, yarattığı istihdamla, entelektüel duruşuyla, vizyon</span><span style="font-size: medium;">u Sivas çizgisinin önünde olan bir iş adamı kimliği ile bir “Osman bey” duruşu , şehrin büyük fotoğrafına ihmal edilmez bir renk katıyor.Kendi teknesine damlatmadan şöyle yapmaz böyle yapar,kendine yontar</span><span style="font-size: medium;">, oda başkanlığı sadece kendinedir</span><span style="font-size: medium;"> vs</span><span style="font-size: medium;">…</span><span style="font-size: medium;"> ne derseniz deyiniz bir Osman Yıldırım portresini ihmal edemezsiniz.Sivas’ın 4 eğilimini bir çeşit aile fotoğrafında toparlayan bu salon beyefendisi işadamı, sokağın,siyasetin ve ticaretin diline de bir o kadar yakın.Sivas’ta bir faaliyet varsa ; Vekillerden , mülki amirden, sivil toplum kuruluşlarında yer alan temsilcilere göre bir adım önde istikamet buluyor, üretiyor,toparlıyor hatta bazen şehrin ölü toprağında heyecan dalgaları oluşturuyor.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Hiç yol gitmedik,</span> <span style="font-size: medium;">oturup çay bile içmedik fakat gördüğümüz resimden çıkar</span><span style="font-size: medium;">dıklarımız bunlar.</span> <span style="font-size: medium;">Osman Yıldırım beğensek de beğenmesek de bu şehrin üreten </span><span style="font-size: medium;">insanlarından .O</span><span style="font-size: medium;"> halde sağduyulu insanların da çokça yaşadığı bu şehirde ,aklı selim sahipleri  gerçekten kendilerine inanıyorlar ise ve kendilerinden emin iseler bir yol arkadaşlığı </span><span style="font-size: medium;">olmasa bile, vizyonda buluşmaya “evet” demelidir.</span><span style="font-size: medium;"> Osman Yıldırım’lı fotoğraflara alışmalı ,geçmişin tüm doğrularını da sahiplenerek, </span><span style="font-size: medium;">yanlışları düzeltmek yolunu seçmelidir. Osman bey’e yapılacak doğru </span><span style="font-size: medium;">teklifler ,şehrin</span><span style="font-size: medium;"> vizyonuna katkıda bulunacaksa,</span> <span style="font-size: medium;">Organize sanayi de tütmeyen ocaklara bir müjde düşecekse kime “başkanım” denmesi çok kimse</span><span style="font-size: medium;">yi </span><span style="font-size: medium;">enterese</span><span style="font-size: medium;"> etmiyor gerçekten. </span><span style="font-size: medium;">Topyekun reddetmek </span><span style="font-size: medium;">yada</span><span style="font-size: medium;"> kayıtsız şartsız teslimiyetle kendimizi kandıracağımız açıktır.</span><span style="font-size: medium;"> Bu şehirde siyasette, </span><span style="font-size: medium;">kültürde, ekonomide erdemli ve bereketli  bir çizgi arıyorsak </span><span style="font-size: medium;">eğer ;d</span><span style="font-size: medium;">oğruda</span><span style="font-size: medium;"> buluşmak zorundayız.Hareketli bir yörüngede istikamet bulmak zorundayız. Ve  delikanlıca, </span><span style="font-size: medium;">bilgece , mertçe</span><span style="font-size: medium;">, erkekçe aklı selimde buluşmak ve bu şehrin tabularını yıkmak zorundayız.</span><span style="font-size: medium;">Aksi takdirde  daha fakirleşmiş fotoğraflara hazırlayın kendinizi.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Mikail Hasbek.</span></p>

<p class="sayac_bilgi">131 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/24/osman-yildirim-gercegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dağınıklık, toparlanmanın ilacı mıdır ??</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/18/daginiklik-toparlanmanin-ilaci-midir/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/18/daginiklik-toparlanmanin-ilaci-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 18:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hasbek]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[mikail hasbek]]></category>
		<category><![CDATA[sivas basını]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[“Peygamberin gözlerinin içine bakıp söz söylesem tüm samimiyetimle ;  bana inanıp inanmayacağını düşünmek bile kahrediyor  beni.Ne yaptım ben ? aman Allahım  , ne yaptım, nedir bu dağınık halim.Nasıl da düşünemedim olayın bu hale gelebileceğini, çevremdeki insanların bakışıyla suçlu gibiyim.Peygamberin en yakınındaki insan olarak O’na yük oldum. Allah’ım yardım et. Dayanma gücü ver bana.Affet beni.Bu dağınık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: medium;">“Peygamberin gözlerinin içine bakıp söz söylesem tüm samimiyetimle ;  bana inanıp inanmayacağını düşünmek bile kahrediyor  beni.Ne yaptım ben ? aman Allahım  , ne yaptım, nedir bu dağınık halim.Nasıl da düşünemedim olayın bu hale gelebileceğini, çevremdeki insanların bakışıyla suçlu gibiyim.Peygamberin en yakınındaki insan olarak O’na yük oldum. Allah’ım yardım et. Dayanma gücü ver bana.Affet beni.Bu dağınık halimin doğurduğu sonuca sabretmek için yardım et bana! “</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">İşte böyle duygular gelişmişti belki  müminlerin annesinde…</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Her fani insan gibi O’da hata yapmıştı  ve hatanın sonuçları yüreğini bunaltıyordu.Sadece yaratıcıya sığınmaktan başka çıkar yol yoktu.Bu ibret dolu sahnenin sonunda ilahi kitabın müjdesi gecikmedi.”Ferahlatıcı söz “, tüm iyiniyetli gönüllere ilaç gibi geldi.Peygamberin eşi tertemizdi.Gönüller bir kez daha bağlandı O’na.Sevginin derinliği arttı hatta.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Öyle bir cemiyet hayatı yaşıyoruz ki ;hata yapmadan ayakta kalmak mümkün değil.Büyük şairin dediği gibi ;”ruhu yok edilen cemiyet,yok eden güruhu “ ile aynı zamanda en büyük rakibiniz olarak karşınıza çıkabiliyor. Yüreğinizdeki aşkla hem bu toplumun içinde olmak zorundasınız hem de size zarar veren  bir takım insan ilişkilerinde çok dikkat etmek gibi bıçak sırtı bir durumda ahenkli bir duruş kılavuzuna ihtiyacınız var.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Toplumsal dinamikler iyiliklerden beslenmiyor.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;"> İhanetler, cinayetler, iftiralar, kıskançlıklar, sevgi adına yalan söylenen her türlü kokuşmuş ilişkiler, siyasi,ticari ahlaksızlıklar ; nüfuz eden bir artışla günbe gün toplumu tarumar ediyor ve kişilikleri zehirliyor.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Hastanenin dürüst  doktoru iseniz  yada vilayetin çalışkan memuru, veya esnafın ahlaklı peynircisi olarak “essah” hilesiz mal satıyorsanız, samimi çalışıyorsanız, sahtecilik yapmıyorsanız  başınız bir şekilde dertte demektir. Çünkü kötülük ucuz ve bedeli sadece insan olduğunuzu unutmak olunca, fiyatını doğru belirlediğiniz peynirin bile yandaki markette ucuza satılan peynirden “gerçek” farkını anlatırken müşteriyle düşman oluyorsunuz neredeyse !</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Bu en basiti.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Ya bir de elle tutulmayan, gözle görülmeyen bir hizmet satıyorsanız, mesela avukatsanız çok daha çetrefil bir sahne bekliyor sizi. Komşuda satılan  peynirde süt dahi olmadığını söylemek için gerçekten “delikanlı “ olmak zorundasınız. Çünkü O (cübbeli peynirci !) “ çoktan sizin sattığınız üründeki süte su katıldığını , hatta kralın görünmeyen elbisesi gibi ,sizin sattığınız ürününün esasen görünmeyen bir peynir!” olduğunu hatta akla gelen tüm hilekar tasvirleri söylemiştir bile ! </span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Gel de kızma ! Öfkelenme !</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Bütün bunlara rağmen fani insanlar olarak ,mükemmel yaratılışın sahibinden yardım dileyerek  ayakta kalmak uğraşı, destansı bir nitelik kazanıyor.Herşeye rağmen yılmadan yarasalara, köstebeklere, hasetlikten çatlayan ve  diploması sadece cehaletini alan insan tiplerine karşı düşman kesilip ; insan olmanın aşkından ,sevgisinden uzak durmanın anlamı yok.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">İnsanın insanla ilişkisi bu kadar fakirleşirse eğer , kendimiz için çocuklarımız için yüceliklerle dolu bir dünya yaratamayız.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Yücelme hedefini yüreğinde baş tacı  eden insanoğlunun ,bazı zor olan duygu ve davranışlarla beslenmesi gerekir.Sözünde durmak gibi.Dürüst kalmakta ısrar etmek gibi.Fedakarlık gibi.Affetmek gibi.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Yaratıcının hergün her dakika yarattığı varlığa karşı bir şekilde oluşturduğu  o şefkat kulvarı sadece ve sadece insan- yaratıcı arasında hayat bulacaksa eğer , insanoğlunun dünya macerası hiçbir yücelikten nasiplenemez. Barışmanın, kucaklaşmanın , hemhal olmanın ,affetmenin,sabretmenin hazzını da öteki insana karşı yaşamak ,hayatımızı fakirlikten kurtaracak yegane insanlık hazinesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Bu hazinenin görkemini sadece gözünüzle göremezsiniz.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;">Gönül gözünüzü açmak zorundasınız.</span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><a href="mailto:ahmetelif@haber2b.com">ahmetelif@haber2b.com</a></span></p>

<p class="sayac_bilgi">125 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/18/daginiklik-toparlanmanin-ilaci-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazılarımla&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/10/yazilarimla/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/10/yazilarimla/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 20:43:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Yazılarımla çok yakında buradayım&#8230; 74 views]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarımla çok yakında buradayım&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi">74 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/10/yazilarimla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

