<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haber2B Ulusal ve yerel Sürekli güncellenen internet haber sitesi, Güncel haberler, Son dakika, &#187; Hayrettin Taylan</title>
	<atom:link href="http://www.haber2b.com/category/medya/kose-yazilari/hayrettintaylan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haber2b.com</link>
	<description>HABER SİTESİ</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Nov 2011 09:02:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bilincin Treylerinde&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/08/21/bilincin-treylerinde/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/08/21/bilincin-treylerinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 09:39:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayrettin taylan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayrettin Taylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=4226</guid>
		<description><![CDATA[Bilinç, farkında olmaya karşılık gelir. Belirli bir sürede insanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması halidir. Kendi toplumun, kendi yürek devletinde haberdar olmak, gerçekleri görmek, yaşamak ve onları yaşatmak . Bilinçli bir geleceğe, bilinçli adımlarla atılmak. Bize sunulan hayatın merkezindeki temel taşları bilmek, onlarla beslenmek , gelişmek ve güzel bir gelecek inşa etmek. İnsan beyni , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinç, farkında olmaya karşılık gelir. Belirli bir sürede insanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması halidir. Kendi  toplumun, kendi   yürek devletinde haberdar olmak, gerçekleri görmek, yaşamak ve onları yaşatmak .</p>
<p>Bilinçli bir geleceğe, bilinçli adımlarla atılmak.  Bize sunulan  hayatın merkezindeki  temel  taşları bilmek, onlarla  beslenmek , gelişmek ve  güzel bir  gelecek inşa etmek.</p>
<p>İnsan beyni , çok  güçlü, kişisel bir bilgisayardır. Ona hangi bilgiyi yüklerseniz bunu olduğu gibi kabul eder ve yüklediğiniz bilgiye uygun düşünce ve davranışlar üretir. Sahip olduklarımızın  atlasında   hiç bilmediğimiz ilmi  keşifler var.</p>
<p>-Ne kadar  biliyoruz?  Neden   gelişmişlik  düzeyimiz böyle?  Nasıl   gelişeceğiz?    Sorular , cevapsızlık  kendi    bendini  kurup gidiyor.</p>
<p>Ne  yapmak ile neleri yapmak arasında kalmamak için   önce   kendi duruşumuzu  sergilemek gerek.</p>
<p>- İlmi duruş, sosyal duruş, bireysel duruş, ulusal duruş ve özümseyiş.  Ne bildiğini bilen, neyi bildiğinin farkında olan ve elindeki bilgi ile ne yapacağını kestirebilen kişi, grup  olma  bilincini yakalamak.Beyin işlevleri, beyinde belli davranışlardan sorumlu özel yerlerin bulunduğunu gösterir. Örneğin beyindeki hipotalamusun açlık, doyma, susuzluğu düzenlediği lokalizasyonla belirlenebilmektedir. Beyin kökünü saran birbirinden farklı özellikteki sinir telleri zevk, huzursuzluk, korku gibi temel duyguların yer aldığı bölgedir. Böyle  güçlü  organlara sahipken   neden   hala  bilinçleşme  düzeyimiz  ,sosyalleşme düzeyimiz   çok ağır ilerliyor?</p>
<p>-Müzikle, şiirle,  güzel sanatlarla,  tiyatroyla, görsel sanatlarla, sporla ilgilenen kaç  gencimiz var? İlgilenmek yetmiyor, onları hobi   olarak yaşamak ya da   sosyal  bir meslek olarak   yaşamak gerek.</p>
<p>- Her yerde  aynı  manzara,  gitar çalan  ,şiirle,sanatla  ilgilenen  ,sosyalleşmeye  meyilli  üç   beş  öğrenci var.  Her etkinlikte o  öğrenciler, her   yerde onlar. Ya  diğerleri  siz   nerdesiniz ?</p>
<p>- Bu  toprağın  her adımında  bir  bilinç  kulesi var.   İbn-i Sina,Kaşgarlı Mahmut,  Yusuf Has  Hacip, Mevlana , Yunus Emre, Naima, Cemil Meriç, Necip  Fazıl, Piri Reis, Seydi Ali Reis, Ahmet Yesevi, Mehmet Akif,Fuzuli, Ali Şir Nevai, Yahya Kemal Beyatlı,  Ayhan Songar, Mehmet  Öz  gibi   nice ilmi  kuleler çıkmış.</p>
<p>-Bizim neyimiz  eksik  ?  Ülkemizde  bilinçleşmenin  bütün kapıları açıkken, sosyalleşmek adına neden  yerimizde sayıyoruz?</p>
<p>-Dil bilmeyen, düşünmeyen, okumayan, üretmeyen, yazmayan, vatanına  , ailesine, kendisine ne  faydası var ki ?</p>
<p>Bir düşünceye ne kadar uzun süre inanırsanız o kadar gerçek olur. Ne düşünüyorsak onun   toplamıyız .Bu  konuda J.P.Sartre  :” Bizler seçimlerimizin toplamıyız&#8230;. “</p>
<p>Hayata  negatif  düşüncelerle,  sorularla bakarak değil, hiçbir şey kötüye gitmiyor.</p>
<p>Zor koşulları aşabilecek güce sahibiyiz Bu koşullar bizim daha da gelişmemizi</p>
<p>sağlayacak” tarzında bir düşünceyle olumsuz programlamayı reddederek</p>
<p>olumlu düşünme kararını vermerek  bilinçli   birey olmak, bilinçli  bir  toplum oluşturmak zorundayız.</p>

<p class="sayac_bilgi">0 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/08/21/bilincin-treylerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının cennetinden kovulmak&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/28/kadinin-cennetinden-kovulmak-3/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/28/kadinin-cennetinden-kovulmak-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 17:23:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayrettin taylan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayrettin Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Bu-dur diyen  bir halin  yoğrulmuşundayım.Umutlarla  yola çıkan    bir aşk ermişiyim.Kendi dergahını  yakan  son  vazgeçilmişim. - Belki ben de hata yapmışım ,belki ben de    hatanın    tanıyım,  belki  güneşler   görmemiş    pişmanlıklarım   var.  Tek hatam seni sevmek. -Varsın  en büyük  hatam  olsun… -Yaşama sarılmakla   sana  sarılmanın makarasında  beni    makaraya alıp     susma.  Ben aşkın   hata  tahtasıyım,  her  hatama bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu-dur diyen  bir halin  yoğrulmuşundayım.Umutlarla  yola çıkan    bir aşk ermişiyim.Kendi dergahını  yakan  son  vazgeçilmişim. </em></p>
<p><em>- Belki ben de hata yapmışım ,belki ben de    hatanın    tanıyım,  belki  güneşler   görmemiş    pişmanlıklarım   var.  Tek hatam seni sevmek.</em></p>
<p><em>-Varsın  en büyük  hatam  olsun… </em></p>
<p><em>-Yaşama sarılmakla   sana  sarılmanın makarasında  beni    makaraya alıp     susma.  Ben aşkın   hata  tahtasıyım,  her  hatama bir çivi   batırdın. </em></p>
<p><em>Bir bir çıkardım   çivilerini.Gayrı   çivilerin, acıların,  damların   yok ;ama </em></p>
<p><em>İzlerin, özlerin, özlemlerin, mazin,  sevgin  kaldı .</em></p>
<p><em>-Senin için nefes alıp veren   bir  geleceğin eleğinde her dem sana eleniyorsam, aşk diye bağırıyorsam  her   hecede  bil ki  bu aşkın   kitabesi   yok olmaz.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Alfabenin   ilk   harfinde eriyorsam hala,  umutlarımın  galası senli    bir sonla biten filmin aynasıdır.</em></p>
<p><em><br />
Oysa sen  beni hep   Yusuf’un kuyusuna atıp atıp  uzak kalışların  kör Leyla’sı  olarak kalıyorsun.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Uzak kalmakla uzağında kalmak arasında   uzatılmış  bir aşkın maçındayım. Oldum olası  forvette  oynamışım.   Bu  yüzden seni   aşkın kalesinde   gördüğümden  beri    güzeller  maçında  hep  gol kralı oldum.</em></p>
<p><em>-Hep  goller attım, güller ve aşklar arasında.  Hep  düşürüldüm, güzeller  tarafından,her yerim sakat.Üstelik penaltımı vermedi   ruhun hakemi.</em></p>
<p><em>-Seninle en yakın olmaya  yakındım. Maçı kazanıp  şampiyon olacaktım. Az kalmıştı,kader mi şike mi bilmiyorum  sevgilim.  Ben   fenerliyim, ben    hünerliyim,   ben aşk  künyeliyim. Seninle şampiyonluk maçına hazırlanıyordum,  arabamı süslemiştim, mutluyuz   yazısını yeniden yazmak, ömrüne yazmak için   yola çıktım</em></p>
<p><em>- Az  gittim, uz  gittim, dere tepe  düze gittim, gitmekle düzlük  arasında   Everest,  senden bana  yine  geldi bir rest. Bu karışık masalın    ortasında  peri oldun,  külden bana  bir gönül eşeği  yaptı   cadı.  Gayrı cadılar  da beni sevmeye başladı  sayende.</em></p>
<p><em>-Sen misin o tatlı , o masum,  o    masaldan çıkıp gerçeklerin   ortasında    kalan  cadı bilmiyorum.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>-          <em>Bak şarkımız  bitiyor, bak   seni çalıyor, bak ikimiz de çok sevdik.</em></p>
<p><em>Bizi sonsuzluğa,  güzelliğe, aşk mihengine  taşıyor.  Bak soldan soldan çalıyor bam telim. Bak   yine bize pir  geldi.  Ali’ yi değil beni sordu.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>-Bilinmez diyarlara, anlatılmaz sözlere,   vazgeçilmez  gönüllere ferman oluyor, seyran oluyor huzur ve aşk.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>-Seni  istedikçe   yüreğimdeki  yanardağ  aşka gelir, akar    külleri, yakar   seni en  istendik  yerde.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>-Umutlarımızdan çalan şeylerden  umulan    pınarlar aksın istiyoruz. Çok istiyoruz, çok  .Hangi saat, hangi  mevsim,  hangi gün, hangi ay  olduğu   önceleri  önemli değil;ama  mayıs  ise  kiraz mevsimiyse, önce kiraz , sonra kiraz dudakların  özlem  takviminden dökülüyorsa  işte o zaman her şey elmas, her şey  zümrüt, her şey   dili mercan, her şey   özü   inci,     her şey  senle birinci…</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Yağmura  kardeş  birkaç damla gözyaşı  belki kurtarır  umutları.</em></p>
<p><em>Özlem  sahiline vuran hıçkırıklarla   belki hatalarımızın  taşları  ıslanır. İşte o zaman oyalanacak şeylerin deminde oluruz. Kitaplar, müzikler,şiirler, şarkılar, özlemeye  ve  kavuşmaya  dair ne varsa, umut   vaat bir masalın ortasında   gökten üç  elma düşer..</em></p>
<p><em>-Al elmanın   el  aynasında  sen, Bal elmanın  belasında   ben,   dil elmanın  dilinde  ikimizin aşkı.   Yan tarafta  senin cennetin.  Ve   ben,beli Adem.</em></p>
<p><em>- Ab-ı  hayat suyundan içmeye geldim.  Önce su, önce aziz aşk, önce </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>kavuşmak …Elmayı  beraber yeriz. Yasaklı olsun ki  yeniden   aynı cennette  buluşmaya  çağırsın  bizi aşk  ve Havva …</em></p>
<p><em>- Bir kadının cennetinde  olmak dünyanın en  güzel duygusu, onun cennetinden kovulmaksa   anlatılmaz ancak yaşanır. </em></p>
<p><em>-Bu  yüzden belki ben de  hata yaptım  , belki  seni çok sevdim, bu yüzden cennetin çok  küçük  gelmiş olmalı ki  şu an   cehenneminde  sana yanıyorum.</em></p>

<p class="sayac_bilgi">205 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/28/kadinin-cennetinden-kovulmak-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbol Ve Büyük Takım</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/20/futbol-ve-buyuk-takim/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/20/futbol-ve-buyuk-takim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 10:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayrettin taylan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayrettin Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/2010/05/20/futbol-ve-buyuk-takim/</guid>
		<description><![CDATA[Küre şeklinde yuvarlanan cisimler bir oyun ve spor aracı olarak insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Futbol oyununun ilk defa nerede ve ne zaman oynandığı bilinmemektedir; fakat tarihi araştırmalara göre ayakla oynanan top oyunlarının Sümerler’e uzandığı bilinmektedir. Mısır&#8217;da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanmıştır. Hatta bu zamandan kalma, 7.5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küre şeklinde yuvarlanan cisimler bir oyun ve spor aracı olarak insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Futbol oyununun ilk defa nerede ve ne zaman oynandığı bilinmemektedir; fakat tarihi araştırmalara göre ayakla oynanan top oyunlarının Sümerler’e uzandığı bilinmektedir.<br />
Mısır&#8217;da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanmıştır. Hatta bu zamandan kalma, 7.5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış toplar 2500 yıl önceden günümüze kadar ulaşmıştır ve kimi müzelerde sergilenmektedir. Homeros da &#8220;Odiesa&#8221;da top oyunlarından bahseder.</p>
<p>Orta Asya Türklerinin de kız ve erkeklerden kurulu karma takımlarla, topa elle dokunmadan, sadece ayak ve kafa ile vurularak rakip kaleden içeri atmaya çalışarak bir oyun oynadıkları kaynaklarda yer alıyor. İçlerinde Kaşgarlı Mahmut&#8217;un da bulunduğu pek çok tarihçinin kitaplarında da Türklerin oynadığı &#8220;Tepük&#8221; isimli bir oyundan bahsedilir.</p>
<p>Günümüz modern futbolunun temeli ise Romalı askerler arasında oynanan “harpastum” adlı oyundur. Futbolun Avrupa’daki tarihi ise büyük bir tartışma konusudur. Fransızlar, İngilizler ve İtalyanlar futbolun ilk defa kendi ülkelerinden diğer ülkelere yayıldığını iddia etmektedirler. Lakin futbol tarih boyunca hemen hemen bütün medeniyetlerde benzer biçimlerde boy göstermiş olsada bugünkü haline en yakin şeklini 17. yüzyılda İngiltere&#8217;de almıştır.</p>
<p>Daha sonraki gelişimi ise şöyle gösterilebilir:</p>
<p>1841 &#8211; Futbol topunun tam bir küre biçiminde olmasının kabulü</p>
<p>1800&#8242;lü yıllarda bir futbol topu</p>
<p>1848 &#8211; &#8220;Cambridge kuralları&#8221; adı altında futbol kuralları toplanmış ve bu kurallarla ilk futbol maçı Cambridge&#8217;de ögrenciler arasında ilk futbol maçının oynanması.</p>
<p>1855 &#8211; Bir İngiliz takımının ilk kez yurt dışına çıkarak futbol oynaması ve böylece Almanya&#8217;da futbolun temelini atması</p>
<p>1857 &#8211; İngiltere&#8217;de ilk futbol kulübü Sheffield Club&#8217;in kurulması.</p>
<p>1863 &#8211; İngiltere Futbol Federasyonu&#8217;nun ve böylece modern futbolun doğuşu</p>
<p>1870 &#8211; Portekiz&#8217;de oturan İngilizlerin burada futbolu yaymaya başlamaları.</p>
<p>1871 &#8211; &#8220;Kral Kupası&#8221; veya &#8220;İngiltere Federasyon Kupası&#8221; nın başlaması</p>
<p>1893 FA Kupası Final maçında kullanılan top<br />
Wolves 1 Everton 0</p>
<p>1872 &#8211; &#8220;İngiltere-Iskoçya&#8221; : ilk milli maç.</p>
<p>1875 &#8211; Kalelere üst direk konulması ve topa kafayla vurulmasına izin verilmesi</p>
<p>1876 &#8211; Korner kuralının kabulü</p>
<p>1879 &#8211; Glasgow&#8217;dan Darwen&#8217;e para teklifiyle futbolcu getirilerek profesyonellik yolunun açılması.</p>
<p>1882 &#8211; Futbol kurallarında değişiklik yapmaya yetkili &#8220;International Board&#8221;un kurulması</p>
<p>1885 &#8211; Profesyonelliğin İngiltere&#8217;de resmen kabulü</p>
<p>1886 &#8211; Ofsayt kuralının kabulü</p>
<p>1889 &#8211; Danimarka ve Hollanda&#8217;da futbol federasyonlarının kurulması</p>
<p>1890 &#8211; Futbol maçlarında tam yetkinin hakemlere verilmesi</p>
<p>1891 &#8211; Penaltının kabulü</p>
<p>1893 &#8211; Amerika&#8217;da ilk futbol federasyonunun Arjantin&#8217;de kurulması</p>
<p>1895 &#8211; İngiltere&#8217;de bayanların ilk futbol maçını oynaması</p>
<p>1899 &#8211; Sürenin 90 dakika, ölçülerin 118.4 x 91.4 olarak belirlenmesi</p>
<p>1901 &#8211; Sheffield United &#8211; Tottenham Hotspur federasyon kupası finalini 110.802 kişinin izlemesi.</p>
<p>1902 &#8211; İngiltere dışında oynanan ilk milli maçta Avusturya&#8217;nın Macaristan&#8217;ı 5-0 yenişi.</p>
<p>1903 &#8211; Averajın kabulü</p>
<p>1904 &#8211; Belçika, Fransa, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre&#8217;nin FIFA&#8217;yı kurması</p>
<p>1906 &#8211; Kıtalar arasi ilk milli maçta Güney Afrika&#8217;nın Brezilya&#8217;yı Brezilya&#8217;da 5-0 yenişi.</p>
<p>1907 &#8211; Kendi sahasında bulunan bir futbolcunun ofsayt sayılmamasının kabulü</p>
<p>1908 &#8211; Londra Olimpiyat Oyunları&#8217;nda futbolun ilk kez olimpiyat oyunlarında yer alması.</p>
<p>Futbolun Türkiye&#8217;ye Gelişi</p>
<p>Modern futbolun İngiltere&#8217;den çıkarak yayılması sırasında Osmanlı İmparatorluğunun belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler futbolu ülkemize sokan kişiler olmuşlardır. İstanbul, İzmir, Selanik futbolun oynandığı ilk 3 şehir olmuştur. Buralarda İngilizler futbol oynarken Rumlar da onlara katılmışlar ve hem futbol oynayanlar hem de takımlar önemli sayıda artmıştır. Osmanlı topraklarında ilk futbol maçının 1875&#8242;te Selanik&#8217;te oynandığı bilinmektedir. 1877 yılında ise İzmir&#8217;in Bornova çayırlarında futbol maçları yapılmıştır. Ancak, bu sıralarda Müslüman gençlerin futbol oynamaları hoş karşılanmayacağı için. Türklerin futbol oynamaları için biraz daha süre geçmesi gerekmiştir. İzmir&#8217;de ilk futbol kulübü 1984 yılında İngilizler tarafından kurulmuş ve adı &#8220;Football Club Smyrna&#8221; olmuştur. İstanbul&#8217;da futbol oynanmaya başlanması ise ancak 1895 yılında Kadıköy ve Moda&#8217;da olmuştur. İzmir&#8217;den İstanbul&#8217;a göçen İngilizler burada futbol oynamışlardır. Buradaki Rumlarda futbola merak sarmışlardır ve futbol İstanbul&#8217;da çok büyük bir hızla yayılmıştır.</p>
<p>Futbolun gelişimi son yüzyıla sığsa da bugün kitleleri etkileyen en büyük sosyal olgudur. Bu olgunun temelinde her ne kadar kapitalist emeller yatıyor olsa da bir eğlencedir, bir deşarjdır, görsel bir şölendir.Psiko-sosyal açıdan değerlendirdiğimizde, günümüzde dinle yarışacak kadar sağlam bir zemine oturmuştur.<br />
Diğer yazımızda futbolun psiko –sosyal yönünü değerlendirmek üzere</p>

<p class="sayac_bilgi">137 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/20/futbol-ve-buyuk-takim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşksızlığın mührü&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/05/10/asksizligin-muhru/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/05/10/asksizligin-muhru/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 19:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayrettin taylan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayrettin Taylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Viran edilmiş köyümüzün ,aşk ezasısın bense muhtarı… Kalbime düşülmüş bir imza istedin sevme yerimden. -Ömrüme ,gözlerine, dertlerime yazılmış asil bir aşk istedim. Bir umut, içimde yanıp yanıp sönen senleri aydınlattı. Kapkaranlık mecalinde aydınlandı ruhumun esemesi. Seni diledim senden. Susmakla istemek arasında yeni rüyalar derledim sensiz gecelerden. -Nesnesi değilim aşkın ve gitmelerin ya da benden uzak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Viran edilmiş köyümüzün ,aşk ezasısın bense muhtarı…<br />
Kalbime düşülmüş bir imza istedin sevme yerimden.<br />
-Ömrüme ,gözlerine, dertlerime yazılmış asil bir aşk istedim.<br />
Bir umut, içimde yanıp yanıp sönen senleri aydınlattı. Kapkaranlık mecalinde aydınlandı ruhumun esemesi. Seni diledim senden. Susmakla istemek arasında yeni rüyalar derledim sensiz gecelerden.</p>
<p>-Nesnesi değilim aşkın ve gitmelerin ya da benden uzak kalmaların.</p>
<p>Harf harf yazıldım sevda defterine ;ama uzaksın.<br />
-Uzaklarıma yengeçler serdin dünyasızlığıma ve denizsizliğime.<br />
Ebru gibi işledim hayatıma seni.<br />
Aşkın ta kendisini geçtim.<br />
Aşktan öte aşkım.Örselenmiş özlemlerime seni ektim.<br />
Hani dargın, olursan yersin barışma meyvemden.<br />
-Bakışın tecellisi işte bak ,kalbimde temennisi seni tuttular içimden seni yaşamak melodisindeyim.<br />
Başımı yastığa huzurla koyman telaşındayım. Belalarında beli umutların pamuğunu koydum.Uzak kalışına şarkılar çalar içimdeki içlenişler.<br />
Rüyâlı özlerle uyanırım her sabah ,rüyâlı gözlerimde hayâline ısmarlarım. kendimi.<br />
Riyasız aşkların alışmalarındayım.Biliyorum aşk ezâsız yürümez.Biliyorum,özlemek de var yalnız kalan gecelerimize.</p>
<p>Aşk herkesi kırar,sarar, sorar, yorar,eksilmesin senli anlarımı,daha seni “ben “kadar tanımadım.Sen bana dediğinden bu yana kırık bir ayna yanar. İçimde bitilmeyen yitmeyen bir sen koşar benimde.<br />
-Senle tutunmuşluğum tutkularda fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim.Yalpa yalpa aşıyorum aşılmazları.Günahını yaşıyorum sensizliğin.<br />
-Biraz kendime sürgün ve süreğen dünyam.<br />
-Aşkımıza ağlıyor şimdi yağmurlar.<br />
-Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla senin gibi.<br />
-Sana sürgün ettim beni.<br />
Bitmeyen bir gelişlerin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim,süren dolar, sürgünlüğün azar, ben benden geçer. Senli hasretlerim coşar çoşar kalakalırım.<br />
- Aşk bize sıla,aşk bize Fırat, aşk bize, Kızıldeniz,aşk bize aşk.<br />
Gözlerimin önünde yüzün o masum bebeksi gülüşün resim sergisi kaçmıyor. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller,seller, başka yollar, başka hayaller var. Akıp gidiyor hayat senden uzak, sana yakın her anda, her beklemede. Beklemenin sızısında ,umudun süzgecinden geçtim .<br />
Aşk bize gurbet,gurbet aşkın içinde sense içime uzaklar sundun ,sonları özetlesin diye.</p>
<p>-Zaman akıp gitmiyor.Her şey aklıma bir sen düşene kadar düşlerim döşeniyor&#8230; Büyüyor tekrar gelişin içimde. Tarif ettiğim amalı sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kap katı kesilip kalıyorum kalmalarında.<br />
Damarlarımda kan akmıyor,sen krizine dönüşüyorum.Patlatıyor damarlarım yinede yoksun.<br />
- İşte bunu hiçbir sözcük, hiçbir duygu anlatamıyor.<br />
Yoksun işte, yoksun.</p>
<p>Tende lazer, sende sürgün halimi kesiyor giyotinler. Giden sürgün, ben kalan kaçak. Sınır dışı edilmiş vuslatın sınırında senli kaçak özlemler satıyorum iç dünyama. Yeni bir sen almak ne kadar da zor.<br />
-Gel kurtar beni çerçilikten.</p>
<p>Yüzün gibi parlıyor ilk açılan yıldızda bu gece. Tebessümler kalmaya geliyor yüzüme. İlk kez gülümsüyorum ;ama yetmiyor sensizliğe.<br />
Sürgünüm aşkına.<br />
- Şaşırdı umutlarımın akışı<br />
- Nereye nasıl akacak? Her yerim yare yara. Yaralarım kanıyor. Kanlanıyor, dağlanıyor sen tepem. Bağırıyorum ayrılıklar örtsün tepemi,ıssız bir geliş akışında siyahlar sarmalıyor beni.<br />
Kapkara anlara ayna oluyorum, ne kendimi ne de seni görüyorum.</p>
<p>Kapat yaramı, açıl kara gecelerime ay ve aşk olarak. Gelişin kurtarsın gecemi.</p>
<p>Sensiz geçen anların yarası kapansın artıklarımı. Sıkışmasam hep iki ara kalpte. Sen en iyisi bende tam bitsen ve kapatıp aşklarının kapısını mühür vursan olmaz mı?<br />
Kimim kimsemdir yaşlanan yalnızlığım.Ahu gözlerin,ah o gözlerin neden hala yıldızlar varken hala seni bana ışınlıyor?<br />
- Gidecek aşkı var olup da sende kalan ah ben ah… ben.<br />
Çok kimseyim,çokça yaşanılan aşkların sahilinde.<br />
-Hiçbir şeyimsin,hiçbir şeyime şehir olamadığımsın.<br />
- Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin.Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin.<br />
Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.<br />
Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Her zaman bekleyeceğimsin, bikri hecelerimin sözcesi benli sevmelerin son kuşağısın .<br />
- Düş tacirleri bir bir para sayıyor hayallerimize,beni sana pazarlıyor güzeller. &#8221;beni yok edecek düğmeye basmakta özgürsün&#8221;<br />
&#8221;kendin ol&#8221;, ruhumun tapınakların üzerine kazılı ve filozofların savunduğu öz sözü &#8221;marka&#8221; olarak kullan beni silkmede ve seni silmede…<br />
-Hiçbir şeyimsin,hiçbir şeyime şehir olamadığımsın.<br />
- Ruhumun caddelerinde gezemediğimsin.Gözlerini ruhumun caddelerin kırmızı ışık eylemediğimsin.<br />
Dokunamadığımsın, donmuş sıcaklarımı ısıtamadığımsın.<br />
-Hep beklediğimsin, hep yeni hayallerin iklimden sıcak mevsimler sunduğumsun.<br />
- Hazanlarıma zan düştü.Baharlarıma har düştü. Yazlarıma yazgın. Mevsimsiz ve sensiz hiçbir şey yapamadığımsın.<br />
Gel kurtar beni bu ben ülkesinde beni seven sen adılınla, güzelliğinle, sevginle ,sıcağınla gül kedisi.</p>

<p class="sayac_bilgi">100 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/05/10/asksizligin-muhru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

