<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haber2B Ulusal ve yerel Sürekli güncellenen internet haber sitesi, Güncel haberler, Son dakika, &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.haber2b.com/category/medya/kose-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haber2b.com</link>
	<description>HABER SİTESİ</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Nov 2011 09:02:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>12 Haziran sonrası neler olacak ?</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/06/10/12-haziran-sonrasi-neler-olacak/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/06/10/12-haziran-sonrasi-neler-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 13:22:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10177</guid>
		<description><![CDATA[Selamlar 2011 seçimleri sonrasında bir hükümet değişikliği olursa memleketimizde neler olabilir? Hiç düşündünüz mü? 18 yaşından büyük tüm erkek vatandaşların göbeğini kaşıma yasağı getirilecek. Kamusal alanlarda göbek kaşımak kesinlikle yasak olacak. Kamusal olmayan alanlar için ise ev hanımlarından yardımına başvurulacak, ev hanımlarına şikâyet başına prim verilecek. Göbeğini düzenli olarak kaşıyan ve uyarılara rağmen ısrar eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar 2011 seçimleri sonrasında bir hükümet değişikliği olursa memleketimizde neler olabilir? Hiç düşündünüz mü?</p>
<p>18 yaşından büyük tüm erkek vatandaşların göbeğini kaşıma yasağı getirilecek. Kamusal alanlarda göbek kaşımak kesinlikle yasak olacak. Kamusal olmayan alanlar için ise ev hanımlarından yardımına başvurulacak, ev hanımlarına şikâyet başına prim verilecek. Göbeğini düzenli olarak kaşıyan ve uyarılara rağmen ısrar eden vatandaşlara ehliyet ve pasaport verilmeyeceği gibi KPSS sınavlarına girmeleri de engellenecek.</p>
<p>Yeni doğan tüm bebeklerin doğumdan sonra bir hafta içerisinde alınacak kan örnekleri antropoloji laboratuarlarına gönderilerek gelecekte bidon kafalı olup olmayacakları tespit edilecek. Pozitif çıkan vakaların tedavisini devlet ücretsiz olarak karşılayacak. Tedavi sürecine katkıda bulunmak isteyen sivil toplum örgütleri (ÇYDD, ADD gibi) olursa onlardan da destek alınacak. Tüm bu uğraşılara rağmen tedavi edilemeyen vatandaşlar ikna odalarında rehabilitasyona tabi tutulacak, yinede bir aşama kaydedilemezse üniversite giriş sınavlarında katsayıları düşürülerek toplum hayatından olabildiğince uzak durmaları sağlanacak.</p>
<p>Tüm ilköğretim öğrencilerine 8 yıl boyunca düzenli olarak ücretsiz püskevit dağıtılacak. Yaz tatillerinde sahil kasabalarında püskevit hazırlama, yapma ve yeme konularını içeren kamplar kurulacak. Bu çalışmalarla geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın eksiklik ve mağduriyet hissine kapılması önlenecek.</p>
<p>Parti liderlerinin ve yöneticilerinin özel hayatları ile ilgili görüntü, ses kaydı ve her türlü dokümanın yayınlanması çoğaltılması ve dağıtılması ile ilgili mevcut yasaklar devam edecek. Bundan başka konu ilgili alaycı tavırlar ve karikatürler yasaklanacak, aşağılayıcı yorumlara ve başkalarının özel hayatından siyasi kazanım elde etmeye yönelik yaklaşımlara cezai müeyyideler getirilecek. Özel hayat verileri hiçbir şekilde siyaset yapmaya engel olmayacak. Herkesin sapıklığı, sübyancılığı kendine denilecek.</p>
<p>Nüfusu 10 000 in üzerinde olan tüm yerleşim birimlerine alışveriş merkezleri kurulması yasa hükmü olacak. Bu merkezlerde mutlaka en az bir adet talimatlı yürüyen merdiven olması mecburi tutulacak.</p>
<p>Tüm bürokratik kurumların sivil toplum örgütü gibi faaliyetlerde bulunabilmelerinin önü açılacak. Bu kurumların yaptığı adlandırmalar esas alınacak, buradaki adlandırmalara değişik yorumlar, ifadeler ve isimler eklenemeyecek. Örneğin kâğıt parçasına kâğıt parçası, boru ya boru, plan seminerine plan semineri denilecek.</p>
<p>Yandaş olabilmek bazı şartlara bağlanacak, isteyen herkes yandaş olamayacak. En az bir defa ayakkabılar çıkartılıp masa üzerinde lider alkışlama şartı aranacak. Bunun dışında sakinlik, mülayim olmak, huzur dağıtmak vs. gibi Özkök kriterleri göz önünde tutulacak bu çerçeveden çıkanlar kınanacak.</p>
<p>Seçim kanunu değişecek; Çobanlar oy kullanamayacak. Oy kullanmak isteyenler tam teşekküllü bir hastaneden en az bir adet kullanılabilir bir beyine sahip olduklarını gösteren rapor almak zorunda kalacak. Mankenlerin kullandıkları oylar vücut ölçülerine göre birden az olmamak kaydı ile belli bir katsayı ile çarpılacak.</p>
<p>“İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair, şerefini kaybedince ……li olur..!” sözü parti sitelerinde atıl kalmayacak; yol kenarlarına, tüm şehir girişlerine ve billboardlara asılacak. Paraların üzerinde yazılması için merkez bankası ile görüşmelere başlanacak.</p>
<p>Tüm KCK davaları düşürülecek “yerel yönetimler, Avrupa’da kabul edilen yönetimler özerklik şartı aynen kabul edilecek”.</p>
<p>Çalışmayanlara asgari ücret verilecek, vergiler azaltılacak mümkünse bazı kesimlerden hiç vergi alınmayacak, duble yollar katliama engel olmak için tadil edilecek (bkz. N.Mert) en fazla iki şeritli yol haline getirilecek.	SBS ve üniversite giriş sınavları kaldırılacak, kaldırılıncaya kadar ÖSYM sınav şifreleri halka açık olacak. Sınavlar kaldırıldıktan sonra herkes istediği üniversiteye gidebilecek bazı yerlere fazla talep olursa çağdaş modern ailelerin çocuklarına öncelik tanınacak.  YÖK kaldırılacak, YÖK’e ayrılan para 5 katına çıkartılacak. Cuma namazları kaza edilebilecek. Adı “Kemal” olanlar hazineye ve merkez bankasına kadrolu olarak atanacak bu sayede asla para sıkıntısı çekilmeyecek.</p>
<p>Saygılar…</p>

<p class="sayac_bilgi">32 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/06/10/12-haziran-sonrasi-neler-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP’den ne isteniyor. !?</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/12/mhp%e2%80%99den-ne-isteniyor/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/12/mhp%e2%80%99den-ne-isteniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 21:30:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10173</guid>
		<description><![CDATA[Komplo teorilerine pek itibar etmeseniz bile son zamanlarda özellikle MHP milletvekili adayları ile ilgili ortaya çıkan kasetler, kasetlerin zamanlaması ve içeriği bu işin arkasında ne var diye sorgulanmasını gerektiriyor. Ya bu konuda iddia edilen komplolara itibar edeceksiniz ya da kendi teorinizi üreteceksiniz. Yarı aydın tiplemeleri ve bunları yemleme vazifesini başarıyla yerine getiren ‘D’ tipi medyaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Komplo teorilerine pek itibar etmeseniz bile son zamanlarda özellikle MHP milletvekili adayları ile ilgili ortaya çıkan kasetler, kasetlerin zamanlaması ve içeriği bu işin arkasında ne var diye sorgulanmasını gerektiriyor.</p>
<p>Ya bu konuda iddia edilen komplolara itibar edeceksiniz ya da kendi teorinizi üreteceksiniz. Yarı aydın tiplemeleri ve bunları yemleme vazifesini başarıyla yerine getiren ‘D’ tipi medyaya bakarsanız hükümet seçim zamanında MHP yi barajın altında bırakmak için bu komployu hazırlamış bulunuyor. Bunların bir kısmı kasetleri hükümetin bazı güçlerle işbirliği yaparak tam seçim sürecine girildiği sırada yayınladığına inanıyor. Diğer bir kısım ise okyanus ötesinden birilerinin kasetlerin hazırlanmasında parmağının olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Geçen yıl CHP’de meydana gelen kaset skandalının siyasi sonuçlarından iddia edildiği gibi hükümet değil başkaları faydalandı. Hükümetin görünürde hiçbir çıkarı olmadı hatta ‘D’ tipi medyaya göre yönetimin değişmesi ile yakalanan rüzgârla CHP’nin oyları bile arttı. Ama hala CHP’nin kaset olayında hükümeti suçlama çalışmaları devam ediyor. Bu kaset skandallarında da hükümeti ya da okyanus ötelerini suçlamak muhaliflere geçici bir rahatlık ve iç huzuru verebilir, fakat biraz daha derinlemesine analiz yapmak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Birincisi kasetleri piyasaya kim sürmüş olursa olsun kasetlerin içeriği konusundaki hükmü hafifletemez ve mazur gösteremez. Bu konuda bir defa ok yaydan çıkmıştır. Türk milletinin bu tür davranışlara bakış açısı bellidir, lafın belini kırarak, hedef saptırarak bu görüntülerin yaptırımlarından kurtulmak mümkün olmayacaktır. Hele Fadime şahinlerin, Müslüm Gündüzlerin yaratıcılarının bu konuda tek söz söylemeye hakları yoktur.</p>
<p>İkinci olarak bu kasetlerin gelecek yıllarda görüntüleri hazırlayanlar tarafından öngörülmeyen bir şekilde Türk siyasetine hayırlı yan etkileri olacaktır. Bu görüntülerin internette yayınlanmasının sonuç itibarı ile siyasetin ve siyasilerin kalitesinin artması yönünde olumlu katkılara yol açacağı varsayılabilir. Teknoloji çağında olduğumuzun bilincine varan partiler adaylarını ve idarecilerini belirlerlerken işlerini daha sıkı tutacaklardır. Nefsine hâkim olamayan, keyfine düşkün ve zayıf karakterli insanlar siyasete girerken iki kere düşünmek zorunda kalacaklardır. Siyasetin koruma kalkanı olmaktan ziyade projektörleri üzerine çeken bir paratoner olabileceğini bileceklerdir.</p>
<p>Bu kasetlerin üçüncü fakat en önemli amacı ya da sonuçları adına umulan şey benim tahminlerime göre ilk ikisi kadar hayırlı olmayacak. Evet, bu kaset MHP yi vurmayı amaçlamaktadır ama düşünüldüğü gibi amaç MHP yi baraj altına çekmek falan değildir. Zaten kasetlerin oy azalması yönünde bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Üstelik MHP‘nin baraj altında kalması ne hükümet ne de MHP ye oy vermeyen sağ seçmen tarafından asla arzu edilmez. Eğer seçimler sonrasında iddia edildiği gibi yeni anayasa hazırlanacaksa MHP’nin mecliste olması hükümet açısından meşruiyet sorununu ortadan kaldırır. MHP’nin katkısı olmadan hazırlanacak bir anayasa çok su götürür. Bu açıdan MHP’nin baraj altına inmesi ikisi de batı sahillerinden yoğun oy aldıkları için en çok statükocuları sevindirecek bir gelişme olacaktır.</p>
<p>Bu kasetleri YSK’nın BDP bağımsız adayları ile ilgili kararları akabinde meydana gelen olaylar ile beraber değerlendirmek en mantıklı yaklaşımdır. Geçen ay içerisinde meydana gelen YSK krizinde muhtemelen asıl plan BDP taraftarlarının bayrağımızı indirmesi, çiğnemesi ve ya Türk milletini tahrik edici başka davranışlarda bulunması, MHP’lilerinde bu davranışlara şiddetle karşılık vermesi idi. Fakat olaylar istenildiği gibi cereyan etmedi.  MHP yöneticileri her ne kadar çok üstün vasıflara haiz devlet adamı intibaı uyandırmasalar da milli menfaatlerin söz konusu olduğu böylesi bir durumda basiretli davranarak MHP’li gençleri ülkeyi kargaşaya sokacak çatışmalardan ellerinden geldiği kadar uzak tuttular. Sadece “bakın bu hükümet zamanında bunlar böyle azdılar” gibi ucuz propaganda yapmakla yetindiler.</p>
<p>Bu kasetlerin amacı bundan sonraki dönemde Türk milletinin kutsallarına tecavüz etmeden önce MHP’yi istenilen çizgiye getirme çabası olabilir diye düşünüyorum. Muhtemelen seçimler öncesinde YSK kararı gibi bir şey bahane edilerek bayrağımıza ve milli değerlerimize benzer tarzda çirkince saldırılar olabilir. Burada unutulmaması gereken nokta saldırtanların ve saldıranların aynı amaca hizmet ediyor olmasıdır. Bu saldırıların niteliğinden ziyade nasıl bir tepki konulacağı daha çok önem kazanmaktadır. Böylesi bir saldırı olduğunda sağduyu ile mi hareket edilecek yoksa etki, haklı tepki mekanizma’sı işletilerek tuzağa mı düşülecektir. Eğer kasetler amacına ulaşmışsa seçim öncesinde seçimleri bile erteletecek ölçüde şiddet olayları göreceğiz demektir. Ayrıca bu bin yıllık kardeşliğe dinamit konulması anlamına gelecektir. Eğer kasetler böyle bir amaca matufsa millet olarak en kötü senaryoya hazır olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü MHP yönetimi ürkek değil erkek davranacağız diyerek % 19 lar civarında oy aldığı 1999 seçimlerinde Sayın Çiller ve Sayın Kutanın gelin hükümet olun isterseniz içerden istersen dışardan destekleyelim çağrılarına kulak tıkamışlar ve iktidarı DSP ye teslim ederek sağ seçmeni yüz üstü bırakmışlardır. Bir partinin fırsat varken iktidar olmama gerekçesini o zamanlarda öğrenmek mümkün olmadı. Acaba o günlerde de şimdiki gibi kullanılacak kasetler mi vardı diye düşünmeden edemiyor insan. 1999 yılı baz alındığında MHP yönetimi kasetsel girişimlere karşı çok sağlam duramadığı izlenimi uyandırmaktadır. Bu izlenim endişeleri artırmaktadır. İnşallah bu sefer yanılırız da Türk milleti huzur ortamında vekillerini seçer, demokratik, laik düzen içerisinde milletler camiasında hak ettiği yere koşar adım ilerlemeye devam eder. Saygılar.</p>

<p class="sayac_bilgi">19 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/12/mhp%e2%80%99den-ne-isteniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözde değil özde vatansever&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/11/sozde-degil-ozde-vatansever/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/11/sozde-degil-ozde-vatansever/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 15:56:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10165</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan’ın eski başkanlarından Samuel Johnson 18. yüzyılda şöyle demişti; “Vatanseverlik alçakların son sığınağıdır.” Amerika başkanı gerçek vatanseverler için bu benzetmeyi yapmayacağına göre demek ki o zaman da şimdi ülkemizde olduğu gibi vatanseverlik kılıfı altında her türlü haltı yiyen bir kesim var olmalı ki başkanları böyle bir cümle kurmak zorunda kalmış. Bu durumda zor bir problemle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan’ın eski başkanlarından Samuel Johnson 18. yüzyılda şöyle demişti; “Vatanseverlik alçakların son sığınağıdır.” Amerika başkanı gerçek vatanseverler için bu benzetmeyi yapmayacağına göre demek ki o zaman da şimdi ülkemizde olduğu gibi vatanseverlik kılıfı altında her türlü haltı yiyen bir kesim var olmalı ki başkanları böyle bir cümle kurmak zorunda kalmış. Bu durumda zor bir problemle karşı karşıyayız demektir, bir kişinin gerçek bir vatansever mi yoksa vatanseverlik kisvesi altında dolaplar çeviren şahsi çıkarlarını gözeten ya da başka ulusların çıkarına hizmet eden bir yaratık mı olduğunu nasıl anlayacağız? Her zaman geçerli olan yöntemlerden biri olan çok bağırmak ve muhataplarını suçlu psikolojisi içine sokmaya çalışanlara prim vermek şimdilerde çok revaçta olsa da gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bu yöntem slogan severler için bir anlam ifade etse bile bunun yerine somut ve mantıklı özellikleri tartmak daha faydalı olacaktır.</p>
<p>Eski genelkurmay başkanlarından biri laiklik tartışmalarının yoğun olduğu bir dönemde “Sözde değil özde laik” diye bir tabir kullanmıştı. Bu şu anlama geliyordu ben laik bir insanım demekle laik bir insan olunmuyordu, bunun için uyulması gereken kurallar, uygulanması gereken bazı kriterler vardı. Alenen dile getirilmemişti ama arif olanların anladığı en önemli kriter alkollü bir içki mümkünse rakı içicisi olmanız gerekiyordu, diğer kriterlerin ancak bundan sonra bir anlamı vardı. Acaba vatanseverlik için böyle belirleyici bir kriter bulmak mümkün mü diye düşünülünce konunun bu kadar basit olamayacağı hemen anlaşılıyor. Çünkü bizde ki laiklik  dünyanın hiçbir yerinde geçerli olamayacak bir uygulamaydı .Amacı din ve vicdan hürriyetini teminat altına almaktan ziyade bazı grupların çıkarlarını korumaya yarayan bir kalkan vazifesi görüyordu. Niyet farklı olunca da meşrebinize ve gücünüze göre sözde, özde kriterler uydurup uygulamaya koyabiliyordunuz. Vatanseverlik için de bazı vatan tüccarları, keyfe göre kriterler uydurmaya,  vatanseverliği bir grubun ya da bir iki partinin çıkarları ile özdeşleştirmeye çalışıyorlar. Ülkenin bir kesimini düşman görmezseniz iyi bir vatansever olamazsınız masalları anlatılıyor. Tekin Alp  kimdir? Mişel Eflak  kimdir? bilmeden bu konularda fikir sahibi olmak, olayları değerlendirmek oldukça güç, bu sebeple  vatanseverliği belli bir kliğin yargılarına bırakmamak lazımdır.  Herkes bilir ki en büyük ihanetler ancak vatanseverlik kisvesi altında yapılabilir. Bu sebeplerden dolayı kriterleri iyi belirlemek, dostu düşmanı iyi ayırt etmek gerekir.</p>
<p>Vatanseverliğin olmazsa olmaz kriteri vatan için özveride bulunmaktır. Yani vermektir. Vatanseverliğin çağa uygun bir görüş olmadığını düşünen insanlar olabilir ama vatanseverlik iddiasında iseniz vatanseverliğin bir geçim yolu, rant kapısı olmadığını bilmek zorundasınız. Bu kriteri turnusol yaparsanız vatan kimin için ne ifade ediyor, ancak o zaman daha net olarak görmek mümkün olabiliyor.</p>
<p>Türk sadece bir kelime değildir, yaşayan bir varlıktır. Türkü yüceltip bu kelimenin esasını oluşturan yüce Türk milletinin ekseriyetini sırf kendinizle aynı düşünmüyor diye hakir görmek;  “bidon kafa”,  “kıllı ayı” diye lakaplar takarak aşağılamak vatanseverliğin şartlarından değildir. Eğer mümkün olacaksa madendeki bir işçinin, tarladaki bir ırgatın, dağdaki çobanın ve evdeki kadının oyu, bir mankenin oyundan daha kıymetli olmalıdır, çünkü hayatın içinde olanlar onlardır. Aksi takdirde bu, insanların, dolayısı ile ülkenin umutlarını karartmak olacaktır. Bu insanlar kendi haklarını, çıkarlarını savunamazlar ya da savunanları desteklemezlerse çocukları da onların çocukları da aynı kadere mahkûm olmayacaklar mıdır?  Bir kesim hiçbir çaba göstermeden refah içinde iken birileri hep çalışıp hiç kazanamayacaklar mıdır? Sandık fetişi olmaya gerek yok ama sandığı sevmek, sandığa saygı duymak vatanseverliktir.  Ayrıca bir taraftan okul kapılarında öğrencilerin girmesine engel olmak için odalar, barikatlar kurup diğer taraftan halkı cahillikle suçlamak da vatanseverlik olmasa gerektir.</p>
<p>Tüm ulusların olduğu gibi Türkün de bir inancı vardır. Türk milletini diğer milletler önünde zayıf düşürecek dejenere, iğreti bir toplum haline getirecek uygulamaları modernlik olarak pazarlayıp; ahlaki ve moral değerleri gericilik, yobazlık diye aşağılayarak vatansever olamazsınız. Bir milletin asaleti, kalitesi kafatası çapıyla ölçülemez. Verdiği sözü tutan, emanete hıyanet etmeyen, yalan söylemeyen en önemlisi kul hakkı yemeyen çalışkan insanların çoğunlukta olduğu bir milletin kalitesi tabii ki yüksek olacaktır. İçki tüketme hakkına saygı duymak başka şey içki içenlerin sayısını artırmaya çalışmak başka şeydir. Sigaraya, içkiye, uyuşturucuya karşı savaşmak bu milletin dostu olmaktır. Bu savaşın önüne gerekçeler uydurup engeller çıkartarak da vatansever olamazsınız. Her türden ahlaksızlığa özel hayat kılıfı takıp savunmak, hatta utanmazca saldırmak bu millete hizmet olamaz.</p>
<p>Türk milletinin bir tarihi vardır, beğenirsiniz beğenmezsiniz ama vardır. Bir dönemi eleştirip bir dönemi yüceltebilirsiniz bu her vatandaşın en tabii hakkıdır, çünkü geçmişimiz şanla, onurla ve doğal olarak hatalarla doludur. Fakat her gün tarihimize aleni ya da gizli hakaret ederek ve hakaret edenleri mazur görerek vatansever olmazsınız. Ecdadımız bir cihan devleti kurmuş ve uzun müddet yaşatmıştır bu bir gerçektir masal değildir. Atalarımızın yaptıklarını hayal bile edemeyeceklerin, bir de hakaret etmesine katlanmak ne acı bir kader… Vatanseverim iddiasında bulunanlar ecdadına hakaret etmemeli en azından bu tür girişimlere çanak tutmamalıdır.</p>
<p>Türkün bir dili vardır. Bu dil bin yılların içinde etkilemiş, etkilenmiş yoğrulmuş ve şekillenmiştir. Dilimizi kendi mecrasında bırakmayıp, bizleri yüzyıl önce yazılmış bir eseri anlayamayan insanlar haline getirmek, bizi köklerimizden koparmak da vatanseverlik olamaz.</p>
<p>Uçağımızı düşürme, camilerimizi bombalama Heronları kör etme planları yapanları desteklemek de vatanseverlik değildir. İki asırdır kökü dışarıda cemaat, kulüp, loca üyelerinin ülkenin en önemli makamlarını işgal etmesine ses çıkarmayanların, saygıda kusur etmeyenlerin Anadolu insanının sosyal dayanışma oluşumlarını düşman bellemesi de vatanseverlik değildir.</p>
<p>Türk milletini ayrıştırarak beraber yaşama azmine dinamit koyanlar da vatansever olamaz. Vatansever birleştirici olmak zorundadır.</p>
<p>Saygılar.</p>

<p class="sayac_bilgi">20 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/11/sozde-degil-ozde-vatansever/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özel hayat&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/10/ozel-hayat/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/10/ozel-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 19:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10163</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Aşağıda anlatılan olayların tamamı hayal mahsulüdür, hiçbir kişi ve kuruluş ile ilgisi yoktur. Brezilyada “A” futbol takımı; parola her sezon olduğu gibi bu sezon da şampiyonluk… Ligin son haftaları yaklaşırken şampiyonluktaki en büyük rakipleri ile zorlu bir maça çıkacaklar. Maçtan 3 gün önce kalecileri ve ön liberolarının rakip takım yöneticileri ile bir bağ evinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Aşağıda anlatılan olayların tamamı hayal mahsulüdür, hiçbir kişi ve kuruluş ile ilgisi yoktur.</p>
<p>Brezilyada “A” futbol takımı; parola her sezon olduğu gibi bu sezon da şampiyonluk… Ligin son haftaları yaklaşırken şampiyonluktaki en büyük rakipleri ile zorlu bir maça çıkacaklar. Maçtan 3 gün önce kalecileri ve ön liberolarının rakip takım yöneticileri ile bir bağ evinde gizli şekilde görüşmelerini ve bir çanta alışverişi yapmalarını içeren görüntüler internete düşüyor. Kulüp başkanı hemen bu futbolcular ile olan sözleşmeleri feshederek, suç duyurusunda bulunuyor. Taraftarlarından sakin olmalarını, durumun kontrol altında olduğunu, tüm futbolcularına güveninin tam olduğunu, kalan maçları oynayacaklarını ve bu maçlarda  ellerinden geleni yapacaklarını beyan ediyor. Ayrıca görüntüleri yayınlayanlara da takımlarını olası bir hezimetten kurtardıkları için teşekkür ediyor. Görüntüleri yayınlanan futbolcular sessiz sedasız şehri terk ediyorlar. Brezilya futbol federasyonu ve savcılık soruşturma başlatıyor.</p>
<p>Belçika’da 2-6 yaş grubunun faydalandığı “B” kreşi; kreş yönetimi sürekli olarak kreşlerinin çocuklar için güvenli ve hijyenik olduğu yönünde reklam yapıyor. Ama bir gün kreş çalışanlarından birinin çocukları taciz ettiği ve kötü davrandığını gösteren görüntüler internete düşüyor. Aileler çocuklarını bu kreşten alıp başka kreşlere götürüyorlar. Kreş sahibi kreşin kapısına kilit vuruyor ve daha önce tahsil ettiği paraları ödüyor. Para kazanmanın kendisi için ikinci planda olduğunu, önceliğin her zaman çocukların güvenliği ve sağlığı olduğunu belirten bir açıklama yapıyor. Böyle bir olayın kendi kreşinde meydana gelmesinden ötürü çok üzgün olduğunu söylüyor. Ayrıca çalışanlarını seçerken profesyonelce davranmadığı için bütün sorumluluğu üzerine alıyor. Daha fazla çocuğun zarar görmesine engel oldukları için görüntüleri yayınlayanlara teşekkürü de ihmal etmiyor.</p>
<p>Japonya da elektronik ve bilgisayar teknolojileri üzerine araştırma geliştirme çalışması yapan “C” şirketi; bir şirket idarecisi, mühendislerden birinin kişisel bilgisayarı ile başka ülke firmalarına bazı bilgisayar yazılımlarını mail yolu ile gönderdiğini tespit ediyor. Bunun üzerine firma yönetimi şirket idarecisine takdir ve bir maaş ve ikramiye veriyor, mühendisi ise işten kovuyor. İşten atılan mühendis kişisel bilgisayarının kurcalandığını ve kişisel haklarına saldırı olduğunu söylese de kimseye dinletemiyor. Firma aleyhine açtığı ve özel hayatının kurcalandığı yönündeki davayı kaybediyor.</p>
<p>Himalaya eteklerinde vaazları halk tarafından büyük bir ilgi ile takip edilen Budist “D” rahibi; Budist rahip vaazlarında sürekli olarak insanlarının nefsine hakim olmasını, az yemek yemesini, az konuşmasını öğütlemektedir. Fakat katıldığı düğünde nefis bir domuz kızartmasını etrafında kimse yokmuş gibi şapırdata şapırdata yeme görüntüleri bir televizyonda yayınlanınca rahip kişisel gelişiminde daha çok eksiğinin olduğunu belirtiyor. Bu eksikliklerini kendisine hatırlattığı için görüntüleri yayınlayan kuruluşa teşekkür ediyor. Rahip daha sonra hayattan elini eteğini çekerek bir mağarada inzivaya çekileceğini açıklıyor.</p>
<p>İsviçre’de bir bankanın “E” çalışanı; bu çalışan “F” firması ilgili ticari sırları bir yatırımcı ile paylaşıyor.  Bu paylaşımı içeren ses kayıtları internete düşünce de görevinden ayrılıyor. Banka yönetimi bankacılıkta güvenin esas olduğuna inandıklarını söyleyerek böyle bir olaya yol açtıkları için de mudilerinden özür diliyorlar.   Telefon kayıtlarını yayınlayanlara teşekkür edilen açıklamada bundan sonra elemanların ve uygulamaların daha sık denetleneceği konusunda kamuoyuna söz veriyorlar. Mağdur olan “F” firması kişisel sırlarını koruyamadığı gerekçesi ile banka aleyhine açtığı davayı kazanarak yüklü bir tazminat alıyor.</p>
<p>Romanya’ da Milli eğitim bakanını “G” ; Bakanın eşi ile olan özel görüntüleri bir internet sitesinde yayınlanıyor. Halk galeyana geliyor, site kapatılıyor, halk protesto yürüyüşleri yapıyor, muhalefet liderleri, başbakan ve cumhurbaşkanı milli eğitim bakanına destek mesajları veriyorlar. Yayınlayanları kınadıklarını beyan ediyorlar. Bütün medya bakanın yanında yer alıyor.</p>
<p>Türkiye’de bünyesinde doğru dürüst insanları barındırdığını iddia eden, ilkeli siyaset iddiasında bulunan ve ülke yönetimine talip olan “H” partisinin birkaç milletvekili adayı ile ilgili olarak Türk toplum ve aile yapısına aykırı olduğu düşünülen görüntüler internette servis ediliyor. Ayrıca bu görüntüler adayların kendi seçmenlerini aşağılayıcı samimi görüşleri de içeriyor. Bunun üzerine milletvekili adayları zorlama ile partiden istifa ettiriliyorlar. Parti lideri bu görüntülerin özel hayata müdahale anlamına geldiğini söyleyerek yayınlayanları lanetliyor. Ayrıca rakip partilerden bir tanesini kendilerine komplo kurmakla itham ediyor. Medyanın hatırı sayılır bir kısmı parti başkanını destekliyor. Partililer üzülüyor, bazıları sinirleniyor ve bir yerlere saldırıyorlar. Adaylardan biri bu görüntüler sadece ailemi ilgilendirir, istifa etmek zorunda değilim diyor.</p>
<p>Saygılar.</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">15 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/10/ozel-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdanın hava parası&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 14:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10144</guid>
		<description><![CDATA[“Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası Bir vicdanın, bilemem kaçtır hava parası “ diyen büyük şairin figanı, gönül gözümüzde yaş akıtıyor, kulaklarımızı biraz daha sağır ediyor bugünlerde. Cemiyet hayatı her geçen gün biraz daha basit motiflere kaçıyor, komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkilerimizin kalitesi gittikçe düşüyor. Paralarımızın ve yollarımızın bozuk olduğu fakat “ adamlarımızın sağlam” olduğu günlerimizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası</p>
<p>Bir vicdanın, bilemem  kaçtır hava parası “ diyen büyük şairin figanı, gönül gözümüzde yaş akıtıyor, kulaklarımızı biraz daha sağır ediyor bugünlerde. Cemiyet hayatı her geçen gün biraz daha basit motiflere kaçıyor, komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkilerimizin kalitesi gittikçe düşüyor.</p>
<p>Paralarımızın ve yollarımızın bozuk olduğu fakat “ adamlarımızın sağlam”  olduğu günlerimizde ;  vefa deyince  , kardeşlik deyince fedakarlık deyince yüreğinin bir tarafı depreşen Sivaslılardık biz.Yozgatlılardık.Erzurumlulardık.Anadolu’ nun her köşesinde “dağın yarasıymış derin dereler,bir yaralı yalnız beni sanırdım “ türküsünü bağrı yanık dinlerken ,birlikte nefes aldığımız insanlarla hemhal olmanın hazzını da ayrıca yaşardık doğrusu .Ancak şimdi sadece kendimiz için bireyin haz ve iştaha kilitlenmiş dünyasında daha çok tüketerek mutlu olmayı şiar edinmiş bir insan tipini alkışlıyoruz.Duble yollarımızda ,tramvaylarımız yoldan çıkmıyor, paralarımızda bozuk değil, yollarımızda. Ama insanlarımız ne kadar sağlam kaldı? Cevabı hüzünlü bir soru bu.</p>
<p>” Yüksek sadakat “ ismiyle bir şarkı yarışmasına katılıyoruz ülke olarak ama , bu ismin orjinalliği birazda nostaljik olunca mı yüreğimize hoş geliyor ! ariflere sözün tamamı söylenmiyor tabi.</p>
<p>Vicdanların hava parasının bu kadar düştüğü, insan olmanın değerinin azaltıldığı, şahsiyetli olmanın bedelinin çok küçük ücretler karşılığı satın alındığı  bu cemiyet atmosferinde seçime gitmenin ayrı zorluklarını iyice tarif edemiyoruz ama sadece hissediyoruz.</p>
<p>Toplumsal tansiyon bir iniyor bir çıkıyor.</p>
<p>Bir terör eylemi bakıyorsunuz bir kafa karışıklığı ile beraber hemen bir süreç inşa ediyor. Yarın hep tehlikelerle dolu.</p>
<p>Yüreği kirlenmemiş ama bir yönüyle her gün  zehir kabından su içmek zorunda bırakılmış insanlara hitap eden menfaat odakları ve uluslar arası aktörler “sözün tamamını” söylemeye çalışıyorlar. İnsanımızın elle tutulmayan hatta ele avuca gelmeyen , yok edilemeyen hissiyatını bitirdiğini, vicdanlarını satın aldığını düşünen ; “tek dişi kalmış canavarın” hesapları oldukça karışık. Onlara göre Veysel Karani, Battal, Kılıçarslan  bu coğrafyalarda hiç yaşamamış sanki. Mevlana sanal bir kişilik ! Yunus , shakespeare gibi yaşayıp yaşamadığı belli bile değil.Özellikle zalim bir bolu beyi varsa eğer Köroğlu tarafımızın ortaya çıktığını da unutmuş durumdalar.</p>
<p>Onlar böyle görüyor ama ,işin gerçeği ne durumda ?</p>
<p>Bu hain bakışların cesaret aldığı girdaplar yok değil maalesef.</p>
<p>En basitinden  ; insan erozyonu ,sadece geçim sıkıntısıyla boğuşan ezici çoğunluk üzerinde olsa bir teselli olabilir.Fakat bu haftaki İstanbul ziyaretimde gördüğüm, yarın milletvekili olması kesin hatta bakan olması muhtemel bir siyasetçi bile “başbakanımızın kara kaşı ,kara gözü  “ diyebiliyor sadece. Kendisinin kredisi çoktan tüketilmiş çünkü. Bitmiş hatta.Ne gariptir ki bu manzara Van’da aynı.Erzurum ‘da aynı.Sinop’ta aynı.Afyon’da aynı. Sivas’ da ne kadar farklı bunu göreceğiz ancak, şu bir gerçek ki ; her karış coğrafyamızda bir olgunlaşma ve vicdanlarımızın üstün değerlerle yeniden donatılma mecburiyeti bas bas bağırıyor.Özellikle okumuşlar göz göre göre ihanet ediyorlar.</p>
<p>Tayyip bey’de bir gün Menderes gibi, Özal gibi ,Polatkan gibi,Rauf Orbay gibi, namuslu kalmakla hatırlanan ve vicdanlarının ücreti olmayan  büyük şahsiyetler Said Nursi gibi, Cemil Meriç gibi Necip Fazıl gibi hatta Sabahattin Ali ,Nazım Hikmet gibi yüreklerimizde hep hatırlanacak ve tarihteki yerini alacak. Fakat bugün Tayyipler çoğalmazsa, sadece “ Tayyip”  diyerek oy toplamaya çalışan zümre yerine ; Amasya ‘da, Tokatta, Sivas’da ,  Hakkari’ de ,Kadıköy’de, Pendik’te , Eyüp’te , Başakşehir’de , “ bir Tayyip”  neşvünema bulmazsa , yarınlar hep tehlikelerle dolu olacak bizim için.</p>
<p>Çünkü artık sadece AK parti değil problem.</p>
<p>MHP hiç değil. Ülkücü hareket yüreklerimizde heyecan bayrağını katıksız dalgalandırsa da müsseseleşme yolunda çok mesafeler almak zorunda. CHP; daha bir çok Sav’dan Sevigen’den kurtulup erdemli insanların çatısı olacağı günü kovalamaya namzet ve  sabırla yaklaşmalı bu çizgiye.</p>
<p>İstikrar Türkiye için şart. Keşke birkaç alternatif olsaydı. Kalite yarışı yapılsaydı. Fakat kan akmaya devam ediyor. Bugün  İslam coğrafyasında ,insanların sırtından inmeyen diktatör kırbaçları bir ölüm makinasına dönüşmüş durumda.Çaresiz insanlar dualarında bir umut besliyorlar.</p>
<p>Bu umudun cevabı ise bu coğrafyada küllenmiş durumda. Bu vatan toprağında yarım porsiyon aydınlar yada ceyrek aydınlar, hatta okumuşlar da değil büyük beklenti. Umut ariflerde. Vicdanlarının asla hava parası olmayan gönül ehli insanlarımızda umut.Onlar “ kara karıncayı gece görenlerdir.”</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">56 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/06/vicdanin-hava-parasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oğlum ve hastanedeki gece derslerim&#8230;</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/05/05/oglum-ve-hastanedeki-gece-derslerim/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/05/05/oglum-ve-hastanedeki-gece-derslerim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 22:57:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sedat Özkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10132</guid>
		<description><![CDATA[&#160; İnsanoğludur ki hem korkar hem de korkmaz yarından&#8230;Oysa ne zaman ne olacağı, az sonra neler başına geleceğini de bilmeden&#8230; &#160; Aniden ağrılarla okuldan izin alıp eve gelen Burhan; ilerleyen saatlerde Numune hastanesi acil servisinde doktorun kendisine -yatış- verip üç saat sonra ameliyat olacağını aklının köşesinden bile geçirmezdi. Ben de&#8230;.Annesi de&#8230; &#160; Değişik bir şok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanoğludur ki hem korkar hem de korkmaz yarından&#8230;Oysa ne zaman ne olacağı, az sonra neler başına geleceğini de bilmeden&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aniden ağrılarla okuldan izin alıp eve gelen Burhan; ilerleyen saatlerde Numune hastanesi acil servisinde doktorun kendisine -yatış- verip üç saat sonra ameliyat olacağını aklının köşesinden bile geçirmezdi. Ben de&#8230;.Annesi de&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Değişik bir şok yaşıyorduk ama çaresizlik ve teslimiyet herşeyin ötesinde idi. Yapacak birşey yok. Ne diyorlarsa inandık&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hastanede de kendimizi güvende hissediyorduk aynı zamanda&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşini bilen, ehil doktorlar&#8230;Sağolsunlar. Allah varlıklarını eksik etmesin&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Küçük oğlum Burhan&#8217;ın ameliyatı sonrası ikinci gün hastane nöbeti bu sefer bana düştü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslında hayatımda hastanede bu şekilde hiç nöbet tutmamıştım. Bana , “bu gece sen kal oğlunun yanında” dediklerinde “yok, olmaz. ben kalamam” demiştim&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neden öyle dedim bilmiyorum. Kendime çok uzak görmüştüm hastanede gece sabahlamayı galiba. Çok ani çıktı dudaklarımdan– yapamam- kelimesi&#8230;..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonra düşündüm, &#8216;sen hiç hayatında hastanede sabahladın mı&#8230;Kaldı ki hastanedeki kişi senin oğlun&#8217; dedim kendi kendime&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşyerinden aradım ve dedim ki, “akşam kimsenin kalmasına gerek yok ve ben kalacağım oğlumun yanında&#8230;.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gündüz yeterince yoğun ve stresliydi..Akşam aldığım bir haber ise daha da gerdi beni ama kapattım kapıları dünyaya ve hastanede oğlumun yanında bitiverdim&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hastane&#8230;Acı haykırışlar mekanı&#8230;Sonu mutlu yada hüzünlü biten hikayeler kütüphanesi&#8230; Hep onlarla dolu&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hastaneleri bilmek lazım. Unutmamak lazım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Odada iki hasta daha var. Yarın ameliyat olacaklar. Burhan bir gün önce olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hastalardan birisi Burhan&#8217;dan bir yaş büyük, atletik, civa gibi,gözleri şimşek şimşek bir çocuk&#8230;Hatta güreşciymiş sınıflarında..Amatörce ama ilgilense belki de birşeyler olur&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonradan öğrendim. Benim Burhan&#8217;ın adaşı imiş.Odada iki Burhan var yani&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Babası yanında, oğlunun gözlerinin içine bakıyor&#8230;Neredeyse ciğerine koyacak&#8230;Sığsa yapacak&#8230;O bakışlar bunu anlatıyor..Sabah ameliyat olacak. Bir kıl dönmesi ameliyatı. Kolay dediler&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diğeri 70 yaşında bir ihtiyar ama genç ihtiyar&#8230;Hareketli..Fıtık rahatsızlığı var. Sabahı bekliyor o da&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ameliyat olacaklar&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyi insanlar&#8230;Sohbet ediyoruz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ama çocuk hiç konuşmuyor. Birşeyler diyecek oluyor bazen ama yok konuşmuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Önce anlamadım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonradan zaman geçtikçe baktım ki aynı zamanda da duymuyor&#8230;Sağır ve dilsiz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İçimde birşeyler oldu.Ezildim, büzüldüm, düğümlendim&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şükrettim halimize ama yapacak birşeyde yok adaş Burhan için&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Babası da öyle dedi&#8230;”Götürmediğim yer kalmadı.. Götürmediğim doktor, hastane&#8230; Ne dedilerse yaptım. Ama olmadı. Çaresizmiş”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Tüm evlerimi, arabamı,her neyim varsa onu vereyim , yeterki oğlum böyle olmasın, ona dayanamıyorum” dedi ve sustu. Belli ki çok dolu&#8230; Nasıl olmasın ben bile o esnada doldum. O ne yapsın, baba yüreği işte&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İmtihan” dedim. “Bu bir imtihan. Sabret . Allah beterinden saklasın. Bu haline şükredelim. Allah&#8217;dan ümit kesilmez. Gün olur bir tıp mucizesi oluverir ve oğlun da düzelir&#8230;”&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnş” dedi o anda parlayan gözlerle bana&#8230;”Evet ya, yine de şükrediyorum bu haline. En azından <span style="text-decoration: underline;">gözü görüyor</span>, eli-ayağı tutuyor..Birgün düzelecek inş. Her neyim varsa ona feda olsun&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kendime tekrar kızdım&#8230;Yeterince şükretmediğimi düşündüm o an..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Yarabbi, verdiklerine çok şükür, şu anki sağlığımıza çok şükür&#8230;Evlatlarımızın sağlıklarına çok şükür&#8230;Sen bizi bizden daha iyi bilirsin. Kaldıramayacağımız yük yükleme&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben bunları düşünürken, yaşlı amca söze girdi.. “Bunlar da dert mi ahh oğul&#8230;.”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Belli ki o da dolu&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dökecek içini&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Benim hanım 12 yıl önce felç oldu. O zamandan beri yatakta&#8230;Bir ben bakıyordum ona&#8230;Şimdi ben de buraya düştüm. Ameliyat olacağım. Evdeki yatalak olan hanımıma kim bakar benim gibi&#8230; “ Kendi ameliyatını, acısını değil de evdeki hanımını düşünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Nasıl yani, senin evlat filan yok mu amca” dedim&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Evlat var” dedi ve durdu&#8230;..” Ben burada, hanım felç evde evlatlar ise aramadılar bile&#8230;Yalnız başıma&#8230;Buralardayım işte&#8230;Hangi acı daha büyük deyin şimdi bakayım” dedi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adaşın babasıyla birbirimize baktık &#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öyle ya hangi acı daha büyük..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Amcanın dört tane evladı var&#8230;Ama yanında kimse yok&#8230; Yemeğimizi paylaştık. Muhtemelen yemek yememişti. Öyle hissettim gündüzden kalmış pideyi yiyişinden&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ameliyattan sonra beni almaya gelmezlerse burdan çıkarmasalar daha iyi olur. Zira köye gidecek param yok.”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şükür, şükür, şükür&#8230; Tekrar şükrettim. Babam, annem, kayınvalidem, dayıları, amcaları, eniştesi,halası&#8230;.herkesler seferber oldu Burhan için&#8230;Ne büyük şükür&#8230; Ne desem azdır&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Belki benim oğlum yalnız bile kalabilir burada.. Zira gençtir..Kendine bakabilir&#8230; Ama amca 70&#8242;in üzerinde &#8230; Biri yanında olmalı değil mi..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Amcanın gözleri doluyor.. “Yıllarca ben onlara nasıl baktım. Neler yapmadım ki onlar için&#8230;Bak şimdi kim var yanımda&#8230; Söyle bakayım” diyor&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne denir ki&#8230;.Sözlerin bittiği an&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İmtihan “ diyebildim sadece&#8230; “İmtihan”&#8230;&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana emrivaki yapıp burada kalmamı isteyenler&#8230;..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyiki buradayım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldığım derslere bir yenisini daha ekledim bu gece sayenizde&#8230;Sağolunuz&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sedat ÖZKAN</p>
<p>05.05.2011</p>
<p>Saat : 01:32</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">53 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/05/05/oglum-ve-hastanedeki-gece-derslerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhalefeti desteklemek için 10 geçerli sebep</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2011/04/03/muhalefeti-desteklemek-icin-10-gecerli-sebep/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2011/04/03/muhalefeti-desteklemek-icin-10-gecerli-sebep/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 17:51:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10046</guid>
		<description><![CDATA[Selamlar, Haziran ayında yapılacak olan milletvekili seçimleri yaklaştıkça siyaset ortamı iyice ısınmaya başladı, Seçim günü geldiğinde oy verme konusunda tereddüt yaşayan vatandaşlarımızı bir nebzede olsa aydınlatmak doğru tercih yapmalarına katkıda bulunmak gerektiğini düşünüyorum. Az çok okumuş yazmış bir vatan evladı olarak bir kişinin bile yanılmasını engellemiş olmak bir çeşit milli görevdir. Bundan başka geçen yaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar, Haziran ayında yapılacak olan milletvekili seçimleri yaklaştıkça siyaset ortamı iyice ısınmaya başladı, Seçim günü geldiğinde oy verme konusunda tereddüt yaşayan vatandaşlarımızı bir nebzede olsa aydınlatmak doğru tercih yapmalarına katkıda bulunmak gerektiğini düşünüyorum. Az çok okumuş yazmış bir vatan evladı olarak bir kişinin bile yanılmasını engellemiş olmak bir çeşit milli görevdir. Bundan başka geçen yaz yapılan anayasa referandumunda bir yakınıma eğer evet oyu verirse ilk genel seçimde onun istediği partiye oy vereceğime söz verdim, bununla birlikte önümüzdeki seçimlerde neden muhalefeti desteklemek gerektiğini yazıya dökerek daha fazla katkı sağlamayı düşündüm. Konunun anlaşılabilir olması açısından da 10 başlık altında topladım, bunlar;</p>
<p>1- Sağlık konusu; Sağlık hizmetleri geçen 8 yıllık süre zarfında sürekli olarak geriye gitmiştir konunun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu anlamak için entelektüel düzeyi yüksek bir doktorla 15 dakika geçirmeniz yeterli olacaktır. O size hastanelere getirilen performans sisteminin iş barışını nasıl bozduğunu nasıl hak gaspına yol açtığını ve bunun sonucunda bazı doktorların iş yapmaktan ziyade birbirlerinin döner sermayeden ne kadar para aldıklarını gözlediklerini anlatacaktır. Ayrıca hasta hakları diye akla ziyan bir birimin kurulduğunu ve eften püften şeylerle nasıl meşgul edildikleri konusunda sizi ikna edeceklerdir. Tam gün yasası ile birlikte tüm doktorların kıskaca alındığını bunun da sağlık hizmetlerine nasıl geri dönüşümsüz zararlar verdiğini söyleyecektir. Mesai saatleri dışında çalışmayı sağlayarak ve istihdamı artırarak sağlık hizmeti arzında önemli bir artış meydana getiren muayenehaneciliğin kalkmasının sektörü nasıl daralttığını, sağlık hizmetlerinin sadece mesai saatleri içine sıkıştırılmasının verimliliği nasıl düşürdüğünü vergi gelirlerini nasıl azalttığını bu şekilde öğreneceksiniz. Hasta penceresinden bakıldığında parası olan bir vatandaşın doktorundan istediği ilgiyi, ihtimamı istediği zamanda ve istediği mekanda almasının engellenmesine beraberce üzüleceksiniz. Hem doktorları hem hastayı mağdur eden bu yaklaşım seçim zamanı geldiğinde elbette karşılığını bulacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>2-Ev sahipleri; Özel sektörün işi olması gereken konut yapımının TOKİ denen bir kurum aracılığı ile yaygınlaşması bir seferde 300-500 konutun halka arz edilmesi ilk bakışta iyi bir şey gibi görünebilir. Oysa olayın biraz derinine inildiğinde görülen manzara hiç de iç açıcı değildir. Konut sayısındaki artış kira bedellerinin enflasyon oranında artmamasına neden olmuş bu da geçimini mülklerinin gelirlerine bağlayan binlerce ev sahibinin mağduriyetine yol açmıştır. Öyle ki bazı muhitlerde kiracı bulamayan pek çok ev sahibi kiralarda indirime gitmek zorunda kalmıştır. Ev sahiplerinin ahı bu hükümeti illaki bir şekilde etkileyecektir Ayrıca konut kredilerinde faiz oranlarının halk tarafından düşük gibi algılanması parası olan olmayan herkesi, ödeme gücüne bakmadan ev sahibi olmaya heves ettirmiştir. Çekilen kredilerin nasıl ödeneceği ayrı bir muammadır. Muhtemel bir iktidar değişikliği enflasyonu doğal seyrine getirerek tüm mamulleri reel fiyatlarına kavuşturacaktır. Bunun sabit gelirli ve konut kredisi kullanan vatandaşlara yansıması maaşlarda gözle görülür bir artış şeklinde olacaktır. Sonuçta sabit kalan konut kredilerinin aylık taksitleri,  sürekli artan maaş içerisindeki payı yıllar geçtikçe azalacaktır. Böylece ülkemiz Amerika’nın geçmiş yıllarda yaşadığı mortgage krizini yaşamaktan kurtulacaktır. Türkiye 3 haneli enflasyon olan hareketli piyasa günlerinin özlemi içindedir. % 2-4 oranındaki maaş zamları ücretliler ve emekliler tarafından şaka gibi algılanmaktadır. .</p>
<p>3- Şehirlerin trafiği; İstatistiklere göre 2002 de 8 milyon civarında olan araç sayısı 2010 yılında 16 milyona yaklaşmış. Zaten araç sayısındaki artışı görmek için istatistiğe de gerek yoktur, sokakta dolaşan ve kör olmayan herkes tarafından fark edilebilir. Araç üreticilerinin kendi aralarında yaptığı rekabetten dolayı binek araç fiyatlarını ucuzlatması ve vatandaşın lüks merakı satılan araç satışlarını patlama noktasına getirmiştir. Her yıl trafiğe ortalama bir milyon araç çıkmaktadır.  Kontrolsüz bir şekilde yapılan araç satışları, bir de bu yetmezmiş gibi şehir içindeki yolların yeterince genişletilmemesi, il merkezlerinde trafiği neredeyse durma noktasına getirmiştir. Özellikle büyük şehirlerde insanlar araçları ile çarşıya çıkmaktan korkmaktadırlar.  Köyünde traktör sürmeyi beceremeyen hasoların şehirde araba sürmeye kalkışması da tabi ayrı bir handikap oluşturmaktadır. Eskiden olduğu gibi sadece tahsilli, zengin ve ihtiyacı olan insanların araç sahibi olması beklenti haline gelmiştir. Muhtemel bir iktidar değişikliğinin trafikteki araç sayısını azaltarak bu sorunu çözeceğinden hiç kimse kuşku duymamaktadır.</p>
<p>4-Şehirlerarası yolcu taşımacılığı; Son yıllarda anlamsız bir şekilde uçakla seyahat etmek moda olmuştur. İnsanlar uzaklığı gözetmeden dişinden tırnağından artırarak uçakla yolculuk yapmakta, bu da uçak firmalarını zengin etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Şehirlerarası yolcu taşımacılığı sektörü büyük krizlere gebedir. Hem binlerce kilometre duble yol yapıp hem de insanları kara yolu ile seyahat etmeye özendirmeyen hükümet vebal altındadır. Milli servet adeta yerlere sıvanmıştır. Ayrıca milyonlarca dolar harcanarak yapılan çok şık havalimanlarında garip görünümlü göbeğinden iple bağlanmış valizli insanların dolaşması söylenecek söz bırakmamaktadır. Muhalefetin ilk olarak bu probleme el atacağını umuyoruz.</p>
<p>5- Askerlik; “Askerliğin yan gelip yatma yeri “olmadığına inanmayan gençlerimiz yaz tatillerinde “adam öldürme sanatının” inceliklerini öğrenecekleri günleri iple çekmektedir.  Bedelli askerliği bir türlü çıkartmayı becerememenin faturası illaki olacaktır. Silahlı kuvvetler sadece vatan savunması ile uğraşsın, siyasete girmesin gibi klişe cümlelerin tarihe kavuşacağı günler çok yakındır.</p>
<p>6-Yargı; Yargı sisteminde son yıllarda onulmaz yaralar açılmıştır. Tedavide gecikilen her gün yarayı daha da derinleştirmektedir. Yüksek yargıya üye seçimlerine meclisin yani halkın bir şekilde dâhil edilmesi (referandumla bile olsa) başlı başına bir hukuk skandalıdır. Yargı niçin vardır? Milleti yargılamak için. Millet kendi yargıcının seçiminde söz sahibi olursa adaletten söz etmek mümkün olur mu?  Yargıcını kendin seç, olmadı, savcını da kendin seç, bunlar akıl alır işler değildir. Acilen düzeltilmesi gerekir. Muhalefetin yargıyı tekrar halkla, milletle herhangi bir bağı olmayan ve yargılama ergine haiz hukukçularla dolduracağı günü sabırla bekliyoruz.</p>
<p>7- Dış politika; Yaklaşık 60 yıldır batının sadık müttefiki olan ve güvenlik sorunu yaşamayan ülkemizin son zamanlarda batılı ülkelere ve bunların göz bebeği İsrail’e numaradan da olsa posta koyması ulusal güvenliğimize büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Üstelik savaş uçağı alımında yerli yazılım diye tutturup almamız gereken uçakları bir türlü envantere dâhil edemeyen hükümet hava savunmamızı riske atmıştır. Yıllardır Amerikan yazılımı ile uçan uçaklarımız hiç uçamamış gibi davranılmaktadır. Bizim çıkarlarımızın Amerika ile çatışması mümkün müdür. İnsanın aklına sanki Amerika ile mi savaşacağız gibi garabetler gelmektedir. Körfez savaşında uçuş yazılımı yerli olmayan Irak hava kuvvetlerinin nasıl destan yazdığı hafızalardan silinmiş olamaz.  Bu hükümet boş işlerle uğraşmaktadır. Ayrıca bir muhalefet partisi liderinin dediği gibi “bunlar (hükümet) sürekli yaptıkları Osmanlı referansları ile rahatsızlık yaratmaktadırlar ve Türkiye’ye yönelik tehdit komşularından beklenmelidir” . Belki de bu hükümetin Türkiye’yi yeniden evrensel bir güç yapmak gibi gizli emelleri vardır. Bu gibi yaklaşımlar üyesi olduğumuz batının çıkarlarına halel getirir, dostları düşman eyler.  En kısa zamanda bu hükümetin gönderilip iktidarın “Türk –Amerikan ilişkileri yeniden eşitlik, karşılıklı güven, saygı ile birbirinin meşru çıkarlarını gözetmeye dayalı işlevsel bir yola sokulmalıdır.” Diyen bir başbakana devredilmesi gerekir.</p>
<p>8- Orta Doğu; Osmanlı, Birinci dünya savaşında Gazze’den çekilirken 15 000 şehit vermiştir. Başka işimiz yokmuş gibi 90 yıl sonra Gazze konusu tekrar gündemimize girmiştir. Bizim Gazze ile ne işimiz vardır? Bize şehitten ve kandan başka hiçbir katkısının olmadığı son gemi olayları ile de açık seçik görülmüştür. Türkiye’nin savunması Gazze’den,  Bosna’dan, Karabağ’dan ve Kıbrıs’tan başlar gibi uçuk fikirler günümüz dünyasında ancak espri konusu olmaktadır. Bu gibi saçmalıklarla enerjisini harcamayacak kendi öz sınırlarını korumaya azimli, kendi dertleri ile haşır neşir olmuş bir hükümet Türkiye’nin hakkıdır. Muhalefet bu iş için biçilmiş kaftandır.</p>
<p>9-Açılım politikaları; Kürt açılımı, alevi, laz açılımı adı altında bir orman gibi hür ve kardeş olan milletimiz bölünmek istenmektedir. Herkesin pozisyonundan ve kimliklendirilmesinden memnun olduğu ülkemizde en ufak bir şikâyet, serzeniş ve hak arama gayreti bile yokken bu işgüzarlık çok sakıncalıdır. Hep beraber çalışırsak bu girişimleri akamete uğratabiliriz. Ne pahasına olursa olsun ulusal bütünlüğümüzü koruyacak, aykırılıkları budayacak ciddi bir hükümete ihtiyaç vardır. Geçmişte bu konudaki referansı bilinen bir parti vardır ve hizmete taliptir.</p>
<p>10-Eğitim; Belki de üzerinde hassasiyetle durulması gereken en önemli konu budur. Ülkemizde her yıl 2 milyona yakın öğrenci üniversite sınavına girmekte sadece çok az bir kısmı işe yarar, dişe dokunur fakülteleri kazanabilmektedir. Rekabetin oldukça yoğun yaşandığı bu mevzuda hükümet yanlış politikalar ile öğrencilerin durumunu daha da zorlaştırmıştır. İmam hatip ve meslek liselilerin katsayılarının normale yaklaştırılması, bu da yetmezmiş gibi kız öğrencilerin üniversite okumasındaki engellerin kısmen kaldırılması üniversite adaylarının rakip sayısını artırarak üniversiteye girişi daha da zorlaştırmıştır. Halden anlayan bir hükümet ki siz anladınız onu, pek çok adaya ve ailelerine eşi benzeri olmayan mutluluklar yaşatacaktır.</p>
<p>Bu zor günlerde halkımızın da benim gibi sağduyu ile hareket ederek en doğru kararı vereceğinden en ufak bir şüphem yoktur. Saygılar.</p>

<p class="sayac_bilgi">9 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2011/04/03/muhalefeti-desteklemek-icin-10-gecerli-sebep/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taktik ve Strateji</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/12/26/taktik-ve-strateji/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/12/26/taktik-ve-strateji/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Dec 2010 22:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10013</guid>
		<description><![CDATA[Selamlar Taktik, belirlenen stratejik büyük hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemlere denir. Eğer bir büyük hedefiniz varsa bunun adı stratejik hedeftir. Stratejik hedeflerden sapmamak için bazen stratejiye aykırı gibi görünen hatta düpedüz aykırı bazı taktik hamleleri yapmak kaçınılmaz olabilir. Uzunca bir süredir toplum yöneticilerinin ve aydınlarının en büyük handikaplarından biri taktik ve strateji kargaşasında boğulmuş olmalarıdır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar</p>
<p>Taktik, belirlenen stratejik büyük hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemlere denir. Eğer bir büyük hedefiniz varsa bunun adı stratejik hedeftir. Stratejik hedeflerden sapmamak için bazen stratejiye aykırı gibi görünen hatta düpedüz aykırı bazı taktik hamleleri yapmak kaçınılmaz olabilir. Uzunca bir süredir toplum yöneticilerinin ve aydınlarının en büyük handikaplarından biri taktik ve strateji kargaşasında boğulmuş olmalarıdır, taktik sapmaları değişmez doğrular gibi kabul edip stratejik çıkarlara onulmaz zararlar vermişlerdir.</p>
<p>Özellikle cumhuriyetin kuruluş döneminde yapılan bazı taktik uygulamalar zamanla basiretsiz, muhteris politikacılar, çıkar çevreleri ve onlardan fayda uman dış güçlerin işbirliği ile temel stratejimizmiş gibi topluma dayatılmaya çalışılmıştır. Zaman zaman bu ittifakın çok da başarılı uygulamaları olmuştur, yakın tarihimizdeki yalpalamaları bir de bu gözle incelemek gerekir.</p>
<p>Ülkemizde son on yıldır meydana gelen bazı değişiklikler ve taktik sapmalar sanki stratejik hedeften uzaklaşma gibi lanse edilmektedir. <span style="text-decoration: underline;">Taktik hedefler, stratejik amaç gibi algılayanlar için felaket ya da dünyanın sonu gibi algılanmaktadır.</span> Milletimizin nihai hedefi batı âleminin bir parçası olmak mıdır yoksa ayakları üzerinde duran etki alanı oluşturmuş, dünya düzenine yön veren lider bir ülkenin başı dik vatandaşları mı olmaktır. Eğer stratejik hedefi batı âleminin bir üyesi olmak olarak algılıyorsanız kendi başına karar veren çevresinde sözü dinlenilen bir ülke tavırlarını rahatlıkla eksen sapması diye yorumlayabilirsiniz. Bu yorum sizi, içinde ülkemizin kuvvetlenmesinden rahatsız olan dış güçlerin de bulunduğu bir ittifakın içine götürür. Başlangıç noktanız yanlış olduğu için farkına varmadan milletimizin aleyhine olabilecek davranışlara yönlendirilebilirsiniz.</p>
<p>Örneğin Arap alfabesinden Latin alfabesine geçmek ilk tahlilde zararlı bir uygulamadır. Milli benliğimizde onulmaz bir travma ve kopma meydana getirmiştir.  Şöyle ki şimdiler de çok az kişi 100 yıl önce yazılmış orijinal bir kitabı bir mermer kitabeyi okuyup anlayabilir. Fakat 20. yüzyılın başlarında ülkemizin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığında başarılı bir taktik uygulamadır. Bizi geldiğimiz söylenen topraklara yani orta Asya ya sürmek amacı güden bir savaşta ve zayıf bir pozisyonda iken güçlü bir düşmanın düşmanlığını sonlandırmıştır. Siz eğer bu taktik hamleyi son iki yüz yıldır dünyayı yöneten galip batı dünyasının bir üyesi olmak ya da onlarla aynı frekansta buluşmak amacı ile yapıldığını düşünüyorsanız gelecek yüzyıl içinde kimin dünyada söz sahibi olacağı konusunda kafa yormaya başlasanız iyi olur. Bu sığ yaklaşım ve düşünce tarzları değişmezse kendimize ram olacağımız yeni bir medeniyet ve güç arayışlarına başlayalım derim, çünkü batı medeniyeti Osmanlı’dan da hızlı bir çöküş sürecine girmiştir. Hâlihazırda Batı medeniyeti  ekonomik ve sosyal anlamda bitmek üzeredir onu ayakta tutan şu anda sadece  ABD’ nin silahlı gücüdür. Eğer alfabe değiştirme fikrinin stratejik bir uygulama olduğunu düşünüyorsanız şimdiden Çin alfabesini öğrenmeye başlayın yoksa Kiril alfabesini mi öğrenseniz daha iyi olur? Nasıl size saçma mı geldi. Eğer alfabe değişikliği kaçınılmaz olursa mecburen hep beraber Latin alfabesinin değiştirilmesine direneceğiz ki bu durumda hep beraber yeni devrimcilerin gericileri olacağız.</p>
<p>Kürt meselesinde de aynı açmaz açık bir şekilde göze çarpmaktadır. Cumhuriyetin kurulduğu dönemde Kürt lafı Kürdistan lafı ilk meclis tutanaklarında defalarca geçmektedir. Yine aynı şekilde galip devletlere bir imparatorluk hevesimiz olmadığını,  ülkemizin sıradan bir ulus devlet olduğunu ispatlamak amacı ile bu kelimeler yasaklanmıştır. Şimdilerde Kürt açılımı denilen değişim bir bölünmeyi, daha küçük bir ulus devlete dönüşümümü göstermektedir,  yoksa farklılıkları barındıran başka farklılıkları da içine alabilecek iddialı bir büyümeyi mi hedeflemektedir?</p>
<p>Eğer dünü bugünü ve geleceği sağlıklı bir şekilde okuyabiliyorsanız bu soruya da doğru düzgün bir cevap verme şansınız var yok eğer günlük siyasetin, kin ve husumetin içinde kıvranıyorsanız lanet okumaya devam edin.</p>
<p>Saygılar…</p>

<p class="sayac_bilgi">8 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/12/26/taktik-ve-strateji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbimizi çalan Kasımpaşa&#8217;lı&#8230;.</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 13:58:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mikail hasbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mikail Hasbek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=10007</guid>
		<description><![CDATA[“Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır. Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz. Gül dikende biter, diken gül olmaz.” diyerek selamladığı Sivas’tan yine bir başbakan geçti iz bırakarak. Bizde havaalanındaydık. Üşüdük başbakan gelene kadar. Bizimle beraber üşüyen ve bekleşen insanlar için bir Allah’ın kulu çıkıp mikrofona sıcak bir kelam edemedi ne yazık ki. Yüreği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>“Aldanma cahilin kuru lafına</p>
<p>Kültürsüz insanın kulu yalandır.</p>
<p>Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz.</p>
<p>Gül dikende biter, diken gül olmaz.”</p>
<p>diyerek selamladığı Sivas’tan yine bir başbakan geçti iz bırakarak.</p>
<p>Bizde havaalanındaydık. Üşüdük başbakan gelene kadar.</p>
<p>Bizimle beraber üşüyen ve bekleşen insanlar için bir Allah’ın kulu çıkıp mikrofona sıcak bir kelam edemedi ne yazık ki.</p>
<p>Yüreği birazcık olsun coşkulu, bekleşen insanları biraz ısıtacak ,  heyecanını halkla paylaşacak bir AK partili yönetici aradı gözlerimiz.  “Dili kelam tutan” bir şehre yakışmadı.</p>
<p>Başbakan gelene kadar ,katılımcıları,gelen misafirleri, genel atmosferi kokladık şöyle bir.</p>
<p>Binali Yıldırım’ın sadeliğini ,iyi bir insan olmanın verdiği şahsiyet  ahengini yakından görme fırsatı oldu.Asık surat Hayati Yazıcı ve  Karadeniz”li bakan Faruk Özak’ın idealist bir siyasetçi tipinden öte  işbilir bir işadamı görüntüsünün arkasından Tayyip beyin , neden  insanların kalbine bu kadar yakın bir başbakan oluşunu seyrettik  keyifle.</p>
<p>Mütevazi,cana yakın ,halkla arasındaki en keskin protokol kurallarını  bile , halka yakın yorumlayabilen bir devlet adamı fotoğrafını  sergiledi sayın başbakan. Aydınlık yüzünde öncelikle zahmet çekiyor  olmanın ağır yükü belirgindi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar halka yakın ve kendisini  hiçbir şekilde fildişi kulede hissetmeyen , bunu gösterirken de hiç  zorlanmayan başbakan modeli rahmetli Özal’la başlamıştı belki ama Tayyip  bey’le pekişti ve artık mesafe alıyor.</p>
<p>Tayyip bey , başbakan kimliği olmasa ,öncelikle “gidip kucaklamasam  olmayacak” dedirten, sevilecek, protokol gereği değil, çok tabi saygı  duyulacak bir adam.İyi birisi olduğu fikrini daha gözbebeklerindeki  aydınlıktan “Anadolu” bakışlarından yakalıyorsunuz.<br />
Kusuru; delikanlılığı ile başlıyor. O kulvarda ise bu kadim medeniyet<br />
coğrafyasında başa çıkılması gereken o kadar çok karmaşık işimiz var ki ;  iyi ki çıt kırıldım, salon beyefendisi bir başbakanımız yok da  hakkından geliyoruz ülke meselelerinin! diyesiniz geliyor.</p>
<p>Tayyip bey söze başladıktan biraz sonra ayrılmak zorunda kaldık.Yola  çıktığımızda yaklaşık meydanın onda biri bizimle birlikte araçlara  hareketlenmişti.Çoluk çocuk ,genç ihtiyar “küçük” mitingden ayrılırken  ,uçakların yazın bile doğru dürüst inemedikleri, rüzgardan dolayı  “relax” olamadıkları pistin hemen kenarında başbakana olan sevgileri ile  sağlıkları arasında bir seçim yapmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Başbakan proğramı üç beş dakika sarkar ama,2 saat sarkmaz.Ankara’dan  bakınca bu durum bellidir.Sivas’lı hangi işgüzar belirledi ise bu saati  bu hafta bu kadar insanın çalışma verimini düşürmeye ,bizi hasta etmeye  niyetlenmiş anlaşılan.Yada askerlik fıkrasındaki gibi olmuş vakıa.Albay  emir vermiş binbaşıya gece yarısı acil bir toplantı fikrinden hareketle ;  yarın saat 08:30 da alay içtiması alacağım ,ona göre diye.Binbaşı  yüzbaşıyı çağırmış,ve yarım saat kendi denetimi için saati öne alarak ,  08:00 da alay içtiması var, zinhar eksik istemem ona göre diye.Yüzbaşı  teğmeni karşısına almış yarın saat 07:30 da herkesi topla alay içtiması  var bizim bölükte eksik olmasın.Teğmen<br />
de başçavuşa bu emri saat 07.00 olarak aktarmış tabi. Başçavuş ise  bölüğün çavuşlarını güzel bir hizaya getirdikten sonra,içtimayı artan  ivmeyle öne almış ve saat 06.00 da herkes hazır olsun eksik istemem  dedikten sonra çavuşlar yatakhanelere dalmışlar ve bir ağızdan erlere  diklenmişler;”yarın alay içtiması var kimse uyumayacak, yatanın …….”</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">6 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/12/06/kalbimizi-calan-kasimpasali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siz hangi CHP ‘ ye oy vereceksiniz  ?</title>
		<link>http://www.haber2b.com/2010/11/11/siz-hangi-chp-%e2%80%98-ye-oy-vereceksiniz/</link>
		<comments>http://www.haber2b.com/2010/11/11/siz-hangi-chp-%e2%80%98-ye-oy-vereceksiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2010 18:31:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fosfataz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umut Bozdamar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber2b.com/?p=9832</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet tarihimizin en köklü partisi CHP son günlerde tam bir cadı kazanını andırıyor. Eski başkanı video darbesiyle saf dışı bırakan ekip şimdilerde can derdine düştü, başsavcılığın hukuki bir yorumu neticesinde siyaset sahnesinden silinme tehlikesiyle karşı karşıya. Aslında son dönemlerde parti içerisindeki derin görüş ayrılıkları kamuoyunun gözünden kaçmamıştı. Cumhuriyet tarihimizin en temel konuları, en fazla gündem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet tarihimizin en köklü partisi CHP son günlerde tam bir cadı kazanını andırıyor. Eski başkanı video darbesiyle saf dışı bırakan ekip şimdilerde can derdine düştü, başsavcılığın hukuki bir yorumu neticesinde siyaset sahnesinden silinme tehlikesiyle karşı karşıya.</p>
<p>Aslında son dönemlerde parti içerisindeki derin görüş ayrılıkları kamuoyunun gözünden kaçmamıştı. Cumhuriyet tarihimizin en temel konuları, en fazla gündem oluşturan problemleri parti içerisinde farklı bakış açıları ile değerlendiriliyordu. Bu bakış açıları yumuşak ya da sert bakış açıları gibi bir farklılıktan ziyade birbirine taban tabana zıt görüşleri içeriyordu.</p>
<p>Mesela eski genel başkan yardımcılarından Onur Öymen: “Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘Bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Said isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘Analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi?” diye Dersim isyanının kanla bastırılmasını savunurken şimdiki genel başkan Onur Öymen’in bu sözlerinden ötürü özür dilemesini istiyordu. Sizce de özür dilemelimiydi.</p>
<p>PKK lı teröristlerin affı konusunda CHP genel başkanı: ”Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz” derken, Süha Okay Bey: “Bu konularda af söz konusu olamaz” diyordu sizce olur mu olmaz mı bir fikriniz var mı?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olması ile CHP parti meclisi üyesi olan Enver Aysever: “CHP milliyetçilikten uzaklaşmalı okullarda andımız okunmamalı” derken, İzmir milletvekili Canan Arıtman: “Bunlar PKK söylemi, PKK söylemlerini dile getiren partililer var asıl bu arkadaşlar yerini sorgulamalı” demektedir. Sizce okunsun mu okunmasın mı ne dersiniz?</p>
<p>Başörtüsü konusunda “ Biz bu sorunu çözeceğiz ve bu sorunu çözmekte kararlıyız, sorunu çözümsüz hale getiren maalesef iktidar oldu” diyebilen bir genel başkan mı size daha yakındır. Yoksa CHP’ kendi geçmişini yalanlamadan başörtüsü sorununu çözemeyeceğini söyleyen ayrıca “ Türban kadını ikinci sınıf birey konumuna indirgeyen kadın-erkek eşitliğini ortadan kaldıran, ikinci sınıf bir giyim tarzıdır” diyen Nur Serter mi daha yakındır hiç düşündünüz mü?</p>
<p>27 Nisan e- muhtırası için “Bu AKP’nin tekrar iktidara gelmesi için genelkurmay sitesine konulmuştur” diyen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu mu daha sahicidir yoksa “Türk ordusu bizim sesimizi duymuş, sesimize sahip çıkmıştır.” diyen Nur Serter mi doğruları söylemektedir.</p>
<p>Son parti içi kavgada bu görüşlerden biri tasfiye olacak. Siz hangisinin kazanmasını istiyorsunuz? Siz, hangisi kazanırsa ilk genel seçimde oyunuzu içinize sinerek vereceksiniz, hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Bence hiç düşünmediniz ve asla düşünmezsiniz de. Göbeğini kaşıyan adam kadar bile bu konuya zaman ayırmazsınız götürür yine oyunuzu altı okun üstüne basarsınız. Size soran olursa “Biz oyumuzu kişilere değil laik çağdaş cumhuriyete veriyoruz “ diye laf da yetiştirebilirsiniz ama yukarda tartışılan konular tam da o laik çağdaş cumhuriyetin taşıdığını iddia ettiğiniz vazgeçilmezlerini kapsamaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisinde süren kargaşa da kim kazanırsa kazansın sizin fikri sabitiniz asla değişmeyecek.  Bu konuda herkes hemfikir olduğuna göre demek ki neymiş; sağda solda bıkıp usanmadan tekrar edile edile gına gelen şehir efsaneniz, yani gelir düzeyinizin daha yüksek olması ya da daha iyi eğitim almış olmanız oy verme aşamasında size hem düşünsel anlamda hem maddi olarak bir şey katmamaktadır. O zaman başka partiler kömür verip oy alıyorlar diye ortalıkta dolaşmayın, öyle bir şey varsa bile insanlar en azından ihtiyaçlarını karşılıyorlardır. Peki, siz ne yapıyorsunuz kuzum? saygılar</p>
<p>Selamlar</p>
<p>Cumhuriyet tarihimizin en köklü partisi CHP son günlerde tam bir cadı kazanını andırıyor. Eski başkanı video darbesiyle saf dışı bırakan ekip şimdilerde can derdine düştü, başsavcılığın hukuki bir yorumu neticesinde siyaset sahnesinden silinme tehlikesiyle karşı karşıya.</p>
<p>Aslında son dönemlerde parti içerisindeki derin görüş ayrılıkları kamuoyunun gözünden kaçmamıştı. Cumhuriyet tarihimizin en temel konuları, en fazla gündem oluşturan problemleri parti içerisinde farklı bakış açıları ile değerlendiriliyordu. Bu bakış açıları yumuşak ya da sert bakış açıları gibi bir farklılıktan ziyade birbirine taban tabana zıt görüşleri içeriyordu.</p>
<p>Mesela eski genel başkan yardımcılarından Onur Öymen: “Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘Bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Said isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘Analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi?” diye Dersim isyanının kanla bastırılmasını savunurken şimdiki genel başkan Onur Öymen’in bu sözlerinden ötürü özür dilemesini istiyordu. Sizce de özür dilemelimiydi.</p>
<p>PKK lı teröristlerin affı konusunda CHP genel başkanı: ”Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz” derken, Süha Okay Bey: “Bu konularda af söz konusu olamaz” diyordu sizce olur mu olmaz mı bir fikriniz var mı?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olması ile CHP parti meclisi üyesi olan Enver Aysever: “CHP milliyetçilikten uzaklaşmalı okullarda andımız okunmamalı” derken, İzmir milletvekili Canan Arıtman: “Bunlar PKK söylemi, PKK söylemlerini dile getiren partililer var asıl bu arkadaşlar yerini sorgulamalı” demektedir. Sizce okunsun mu okunmasın mı ne dersiniz?</p>
<p>Başörtüsü konusunda “ Biz bu sorunu çözeceğiz ve bu sorunu çözmekte kararlıyız, sorunu çözümsüz hale getiren maalesef iktidar oldu” diyebilen bir genel başkan mı size daha yakındır. Yoksa CHP’ kendi geçmişini yalanlamadan başörtüsü sorununu çözemeyeceğini söyleyen ayrıca “ Türban kadını ikinci sınıf birey konumuna indirgeyen kadın-erkek eşitliğini ortadan kaldıran, ikinci sınıf bir giyim tarzıdır” diyen Nur Serter mi daha yakındır hiç düşündünüz mü?</p>
<p>27 Nisan e- muhtırası için “Bu AKP’nin tekrar iktidara gelmesi için genelkurmay sitesine konulmuştur” diyen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu mu daha sahicidir yoksa “Türk ordusu bizim sesimizi duymuş, sesimize sahip çıkmıştır.” diyen Nur Serter mi doğruları söylemektedir.</p>
<p>Son parti içi kavgada bu görüşlerden biri tasfiye olacak. Siz hangisinin kazanmasını istiyorsunuz? Siz, hangisi kazanırsa ilk genel seçimde oyunuzu içinize sinerek vereceksiniz, hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Bence hiç düşünmediniz ve asla düşünmezsiniz de. Göbeğini kaşıyan adam kadar bile bu konuya zaman ayırmazsınız götürür yine oyunuzu altı okun üstüne basarsınız. Size soran olursa “Biz oyumuzu kişilere değil laik çağdaş cumhuriyete veriyoruz “ diye laf da yetiştirebilirsiniz ama yukarda tartışılan konular tam da o laik çağdaş cumhuriyetin taşıdığını iddia ettiğiniz vazgeçilmezlerini kapsamaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisinde süren kargaşa da kim kazanırsa kazansın sizin fikri sabitiniz asla değişmeyecek.  Bu konuda herkes hemfikir olduğuna göre demek ki neymiş; sağda solda bıkıp usanmadan tekrar edile edile gına gelen şehir efsaneniz, yani gelir düzeyinizin daha yüksek olması ya da daha iyi eğitim almış olmanız oy verme aşamasında size hem düşünsel anlamda hem maddi olarak bir şey katmamaktadır. O zaman başka partiler kömür verip oy alıyorlar diye ortalıkta dolaşmayın, öyle bir şey varsa bile insanlar en azından ihtiyaçlarını karşılıyorlardır. Peki, siz ne yapıyorsunuz kuzum? saygılar</p>

<p class="sayac_bilgi">4 views</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber2b.com/2010/11/11/siz-hangi-chp-%e2%80%98-ye-oy-vereceksiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

