Biri Türkiye’yi Durdursun!

Haberleri okuyorum… Gözüm birden bir habere takılıyor. Manşet şu: “88 görüşme yaptı, yine de yetiştiremedi.”
Manşet itibariyle çok fantastik bir durum bu. 88 görüşme. Aman Tanrım…
Ama durumu daha da fantastikleştiren detaylar var. Bunlardan biri, bu görüşmelerin 10 gün içinde yapılmış olması.
Bu, gün başına 8.8 görüşme demek. Bir diğeri de, tüm bu görüşmelerin Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından yapılması. Hepsi de 65. dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri kapsamında… Yalnız da değil Davutoğlu. Yanında Abdullah Gül, Ali Babacan ve Veysel Eroğlu
da var…
Haberlere devam ediyorum. O da ne? Bu sefer de manşet şöyle: “Otoyolda 6.5 milyar dolarlık imza.” Bir projeden bahsediyor. Bittiğinde İzmir Körfez’inden geçişi 1 saatten 6 dakikaya indirecek, İstanbul-İzmir arasını 3.5 saate düşürecek bir proje (benim de aklıma gelmişti)…
Hemen ardından 2 hafta kadar önce gördüğüm haberi anımsıyorum: “Türkiye büyüyor, işsizlik azalıyor.”
Detayında diyor ki: “Bu yılın ilk yarısında yüzde 11 büyüyerek dünyada üçüncü, G-20 ülkeleri arasında birinci olan Türk ekonomisinden peş peşe olumlu rakamlar gelmeye devam ediyor.”
Sonra say-say bitmez imzalar, açılış törenleri, ülke sınırları içinde ilk kez üretilen savaş ekipmanları, sağlıkta, teknolojide gelişmeler… Bunları düşünüyorum. Ne felaket tellallığı, ne de yandaş yalakalığı değil
diyorum amacım ama tüm bu olanları görmemek için kim bilir, belki de gerçekten kör olmak gerekir.
İnsan çokça unutkan bir varlık; 5 sene önce olup biteni de, 6 ay öncesini de aynı çabukluk ve kolaylıkla unutabiliyor. Kalem kalem saymak elbette gereksiz son yıllarda atılan adımları ama hala buna rağmen
felaket tellallığı yapanlara aklım ermiyor. Tüm bu gelişmelerin ABD kaynaklı olduğunu, iyileşmelerin hepsinin ABD desteğinin getirilerinden bazıları olduğunu söyleyenleri ise hayretle izliyorum.
Neticede bir yanda daha bir dönem önce Çankaya’da oturmuş ve köşkün kapısından dışarı nadiren çıkmış, bir Anayasa kitapçığını masaya fırlatması sonucu ülkede krize sebep olmuş, diğer yanda göreve geldiği günden beri ülkesinde neredeyse gitmediği il kalmamış, ülke ülke gezmiş, 10 küsür gündür de New York temaslarını sürdüren iki ayrı Cumhurbaşkanından söz ediyoruz. Benim bildiğim, yiğit öldürülür ama hakkı da esirgenmez. Ben böyle yapıyorum en azından ancak ülkemizde siyaset çok bel altı, çok düşüncesizce, çok acımasız…
Bakmayın yazının başlığına. Biri Türkiye’yi durdurmasın. Durduramaz da zaten kanımca. Asırlarca dünyaya efendilik etmiş bir milletin torunları olarak, yeterince el açıp boyun eğdik zira başkalarına.
0 views
URL: http://www.haber2b.com/?p=9242













