|
Empati…
Kategori: Ferman KaraçamEklenme Tarihi: Ağu 20th, 2010Ekleyen: fkaracam
Acı ve eziklikten şımarma ve kabalık doğdu, bu da bir hastalıktır, bu hastalığın tedavisi uzun zaman alacaktır. Türkler tahammüllü olmak zorunda. Türk gençlerine üç şey tavsiye ediyorum; Empati, empati, empati..Ama bu empati gündelik değil geçmişi de içine alan geniş zamanlı bir empati olmalı. Askerden sonra uzun zaman şokta yaşadım, ben de mahkumlar kadar travma geçirdim içeride. Zulümden, faydalı ve huzurlu bir sonuç alınmaz, onun için zulümle abad olunmaz denmiştir. Konu askere bırakıldığı için tarihi hata yapılmıştır. Çünkü yarasından kan damlayan taraftır asker. Teşhis ve tedavi için kullanacağı “aklı” duygularına yenilmiştir onun. Birbirini besleyen kan’ın taraflarından çözüm beklemek konuyu büyütmekten başka hiçbir şeye yaramamıştır, ki biz büyümüş devasa hale gelmiş bu konuyu çözmekte zorlanıyoruz. Ulusalcılara, açılım nedir diyenlere sormak lazım; Açılımı siz bir kutu ağrı kesici hap mı sanıyorsunuz. Bir asırdır kanayan bir yarayı iyileştirecek bir sürümlük merhem filan mı sanıyorsunuz. Onun adı ne hap ne merhem. O bir süreçtir. Evet, açılımın adı bir süreç olmalı ve yaralar bir süreç içinde yavaş yavaş sarılmalıdır. Tarihten gelen bir kanama bu çünkü. Eğer toplum yapımız sağlam olmasaydı, o bölgelerin geçmişinden gelen medrese kültürü olmasaydı biz, Yugoslavya’dan çok daha beter olurduk. Acılarını içine gömmüştür bölge insanı. Sabırlı, metanetli olmuştur. Hastane kapısında, oğlunun cezaevinde ölen oğlunun cesedini teslim ettiğimiz bir baba: “O bir kâfirdir, götürün çöplüğe atın onun leşini” demiştir. Böylesine bir tevekkül sahibi olabilmiş, tarihte kaç ulus gösterebilirsiniz bana? Fiili olarak otuz yıldır çatışma, korkunç acılar, insanın aklını zaafa uğratacak zulümler, haysiyeti, onuru ve ruhu paramparça edici işkenceler uygulandığı halde bu millet hala dimdik ayakta duruyorsa bu aslında inancın, imanın bir zaferidir. Güneydoğu insanının imanının kaviliği onu ayakta tutmuştur. Herkesin, her kesimin, sivilin, askerin, PKK’nin, devletin, hükümetin, muhalefetin şapkasını önüne koyup düşünme vakti geçmiştir. Her geçen gün öfke ve kin dolu yeni genç kuşaklar ortaya çıkıyor. Geçenlerde yazdığı kitabı bana hediye eden Diyarbakırlı, Diyarbakır’da askerlik yaparken tanıdığım bir arkadaşım, kitabını şöyle imzalamıştı bana: “Sevdiğim tek askere… Saygılarımla” demiş. Yazık değil mi bize? Hem ne için bütün bunlar? Bir ulus dilini ve kültürünü yaşamasın diye, öyle değil mi? Ama bu haksızlık. Ama bu yaratılışa isyan, bu sünnetullaha bir başkaldırıdır. Yaratıcı nasıl yaratmışsa ona saygı göstermek şarttır. Ana dili yasaklamak veya inkâr etmek veya yok saymak fıtrata isyandır, yaratılışa başkaldırmadır. Ferman Karaçam 0 views
Haber Yazari: fkaracam (ferman karaçam)
...
Sosyal Etiketler:
Yorum Yap |
|