2 TEMMUZ’DA “SİVAS’DAN ÖTEYE “
Neden hala Tunceli Barosu Sivas Barosu arasında bir gidip gelme olmadı, neden hala Sivas Ticaret Odası Hakkari Ticaret Odası ile ortak bir organizasyon yapmadı, neden hala Sivas’da bir okul ile Van şehrindeki bir okul arasında kardeş okul diyaloğu kurulamadı, neden hala Sivas Berberler odası ile Diyarbakır Berberler Odası arasında bir saç model yarışması yapılmadı, neden hala bir sivil toplum örgütü, Adil Cevaz’da bir caddeye “Sivas Caddesi “ismini vermedi ,neden hala Sivas’da bir Şivan Perver konseri yapılamaz ! derken ; kardeşliği pekiştirme projesi olarak tarif edilen Türkiye’nin açılım yolculuğu, aynen 29 Ekimler gibi, aynen 23 Nisanlar gibi devlet porotokolünün ağzında ve mikrofonlarda kaldı.Yaşanan son olaylar ise kamuoyunda adeta bunu tescil ediyor.Oysa ki açılım tüm kalplerde bir rüzgar estirmeli değilmiydi? Tüm evlerin, divanların baş köşesinde konuşulup, sofradaki katıklara ,yüreklerde muhabbetlere katılmalı değilmiydi?
Ama ne yazık ki nötr bile olmuyor artık.Ok yaydan çıktı birkere.Çünkü kılıç hedefini kesmez ise dönüp sahip olduğu eli sakatlıyor.İşte bugünün Türkiye fotoğrafında açılım rüzgarı maalesef hayırlı haberler getirmiyor.Şehitlerimize ağladık bu hafta.
Hakkari Şehitleri gözyaşlarına boğdu memleket coğrafyasını. Ağladık yine hep beraber.İntikam yeminleri ettik hatta.Devletin zirvesiyle şehit verdiğimiz siperler ekranlarda boy gösterdi.Hayatın ne kadar zor yaşandığı bir coğrafyanın ipuçlarını verdi bu kareler.Çaresizlik vardı,hüzün vardı,acı vardı geçtiğimiz günlerde.Geleceğe umutlar beslemeyi ihmal etmeyen, tüm fakirliğimiz ve sıkıntılarımıza rağmen , yaşama sevinci batıya taş çıkartan bir millet olarak belki melankoli bir tavır içerisinde çırpındık ! Anlık umutsuzluklarımız, yüreğimizin haykırışları ile mağlup oldu. Çünkü bu topraklar çileye alışkın, şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş, nasırlı ellerin, diri gönüllerin,yunusların, memlekete,helal rızka, adanmışlığa sevdalı yiğit insanların yaşadığı yer olarak yenilmeyi öğrenmeyecek kadar, umutsuzluğu hayat tarzı yapamayacak kadar azimliydi.
Bir başka sıkıntımız ise Yargı’da yaşanan kaosun artık bütün çıplaklığı ile ortaya çıkması oldu. Hakkari şehitleri ile aynı güne denk gelmesi gerçekten düşündürücü idi. Darbeci zihniyetin ve baştan aşağı bilfiil eylemci kişilerin tutuklu olduğu mahkeme dosyalarında tahliyeler yaşanması son derece çarpıcı ve enteresandı. Acaba terör örgütü yada Ergenekon örgütü böyle bir kamuoyu oluşturma yolunda bu eylemi planladı mı diye sormadan edemiyoruz.
Türkiye hukukun üstünlüğü hedefini terk etti denebilir artık.
Bu ülke olağanüstü kritik günlerden geçiyor. Yargı kurumu neredeyse siyasi aktörlerin papucunu dama attı. Teneffüs ettiğimiz havayı etkiliyor .Ülke, siyasi ve ekonomik cephesiyle , kendi konjonktüründe yargının görevinin çok ötesinde mevzilenmesini birilerince haklı kılan ! bir fiili durum üretirken , bunun yarattığı negatif etkenlerden dolayı da kıyasıya kendini sorguluyor “nerede hata yaptık?” yapıyoruz ? “sorularının da cevabını arıyor .Bu keşmekeş içerisinde cevaplanamayan sorular bütün dehşetiyle geleceğimizi tehdit ediyor ; Yargı kurumunun yaptıkları “bir istiklal mahkemesi yorumu “ gibi , hastalık olarak kabul edilmiyorsa bir ihtilal ortamı yaşadığımız kabul edilmelidir.Bir çok insanımıza göre ise gariptir ki ; asayiş berkemal ! Adı hukuken değilse bile ! fiilen konulmuş bu dönemde neler mi kaybediyoruz?
İhtilal dönemlerini yaşayan insanlar olarak ömrümüz geçerken anladık ki demokrasimiz yaralanmıyor sadece.En basitinden ara dönem denilen bu müdahalelerle ülke sanki bir sara nöbeti yaşıyor.Sağlıklı bir insan nasıl her sıfırın önündeki 1 rakamı gibiyse ,zihin sağlığı bozulmuş bir toplumda ne yapsanız sıfırlar çoğalsa bile önde bir olmayınca hiçbir şeyin anlamı kalmıyor.Çocuklarımızın geleceği çalınıyor.Ekonomiden çalınıyor.Kendimize olan saygımızdan çalınıyor. Kültürümüz, siyasetimiz hep felç oluyor. Hamalın yediği yarım ekmekten biraz eksildiği gibi, üniversitede bilimle meşgul olacak bireyin ihtiyacı olan düşünce zenginliği eksiliyor. Siyasetçinin dürüst kalma ısrarı eksiliyor.Tüccarın bereket duası eksiliyor.Kötü para ,iyi parayı istila ediyor,üretimin cazibesi eksilince, piyasa rant ekonomisine bel bağlıyor ve alınterinin gücünü tüketiyor.Bu kadar çok eksilen varken hep kötü grafiklerin ivmesi öyle bir artıyor ki ülkenin vucüt kimyası bozuluyor.Gönüllerimizdeki küskünlük ,birbirimize olan sevgimizi alıp götürürken ,sokaklarda hep kavga eden insanların fotoğrafı bunaltıyor bizi, ve usanıyoruz artık.”Bizden adam olmaz”deyip kestirip atarken neleri feda ettiğimizin çoğu kere farkında bile değiliz.Bu ülke Ergenekon’a da,PKK’ya da ,Balyozculara da, Kafesçilere de ” içimizdeki İrlandalılara’da “ papuç bırakmayacak kadar “kadim devlet” geleneğine sahiptir.Umutsuzluğa yer yoktur.
Kendilerine kurtarıcı arayan herkes sadece efendiler edinir.Bu kural ezelden beri şaşmamıştır.Bu sebeple hiçbir fert,hiçbir Sivaslı,hiçbir Türkiyeli ülke problemi karşısında seyirci kalamaz.Herkes yüreği yettiğince,bileğiyle,beyniyle sahaya inmek zorundadır.Başkasından medet ummak sonuçta hüsran olur.Şehitler için ağlamak istemiyorsak,açılım için konulması gereken her tuğlanın ,her sivil iletişimin, teröriste atılmış bir kurşun olduğunu,yada onu eve döndürecek bir zeytin dalı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.Sivaslılar ; işte 2 Temmuzun yıldönümünde tüm Türkiye’ye ve tüm dünyaya bir kardeşlik mesajı vermeye varmısınız?
Meslek odaları,sivil örgütler,sendikalar,okul aile birlikleri, dernekler, vakıflar haydi Bitlis’e,Diyarbakır’a ,Ağrı’ya,Hakkari’ye, Şemdinli’ye gitmeye varmısınız ? Aşık Veysel’in toprağından ”Sivas’dan öteye “ geçmeye varmısınız !
URL: http://www.haber2b.com/?p=1472
113












